Yaşlı bir kızılderili olarak sakin bir kasabada ömrünün son yıllarını yaşayan Don Juan’ın hayata bakışını onunla beraber 2 yıl yaşamış olan Amerikalı bir yazar kitaplaştırmış. Özlü bazı tespitlerini izin verirseniz sizlerle paylaşmak istiyorum.
İnsanları dört sınıfa ayırıyor bu kızılderili bilge:
1. Alelâde insan 2. Avcı... 3. Savaşçı 4.... Bilge kişiler
•Alelâde insan; başına gelen olaylara ya şükreder, ya da küfreder.
•Avcı; iyi bir gözlemcidir. dikkatini yoğunlaştırmayı öğrenir ve savaşçı olmaya bir geçiş devresidir.
•Savaşçı; hayatın gayesinin öğrenmek olduğunu bilir. Bilginin kendisi değil, neticesi önemlidir onun için.
•Savaşçı öyle bilgiler öğrenmek ister ki, edindiği şeyler onu hayatta daha bilge, daha güçlü, daha hür yapsın.
•Savaşçı, kendi egosunu arka plâna atarak öğrenmek ve öğrendiklerini anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sentezlemek ister.
•Savaşçı tutumu içinde kazandığı her bilgi, “savaşçı”nın kendini daha iyi tanımasına yol açar. İnsanın kendini gerçek mânâda tanıması için, kendi egosunu, hatta kendi bakış tarzını ikinci plâna atması gerekir.
•Savaşçı, karşısındaki insanları etkileyen tüm faktörleri, o insanların bakış açılarını, onları yargılamadan, kendi gerçekleri içinde anlamayı hedefler…
•Gerçek hayatta “savaşçı”nın silahı, şuuru, cephanesi de irade gücüdür.
•Savaşçı, öyle bir iç huzur geliştirmek ister ki, bu iç huzur çevre şartlarından bağımsız olsun.
•Hangi çevrede olunursa olunsun barış ve mutlulukla dolu olmanın yolu, şuuru geliştirmektir. Bunun için de irade güçlendirilmelidir. İnsan, kendini mutsuz eden olaylardan kaçmadan, olayların kendisini nasıl etkilediğini bütünüyle anlamalıdır.
•Savaşçı, karşısına çıkan her sıkıntılı durumu olgunluğa ulaşması için bir fırsat olarak görür.
•Savaşçı, gerçekleştirmek istediği hedefe ulaşmak için başarı ve yenilgiye değil, o süreç içinde en akıllı, en etkili, en bilge olanı tüm iradesiyle kullanıp kullanmadığına önem verir.
•Yargılamaktan değil, öğrenmek ve anlamaktan giden yolda ilerleyen savaşçı nihayet “Bilge”liğe ulaşır.
Şimdi, lütfen bizden binlerce kilometre uzaktaki bir yerden, tamtam sesleri ve kızılderili çığlıkları arasından süzülen bilge bir kızılderilinin hayata bakış açısını ve kendi değerlerimizi, başımızı ellerimizin arasına alarak beş dakikalığına olsa da düşünelim.
31 Mart 2010 Çarşamba
24 Mart 2010 Çarşamba
Kralın Eşleri
Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten kralın 4 eşi varmış. Kral en çok dördüncü esini severmiş, bir dediğini iki etmez her şeyin en iyisini, en güzelini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edeceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, Üzerine titrermiş. İkinci eşini de severmiş kral. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, kralın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur sorunun çözümünde ona destek verirmiş.
Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Onu en çok seven, karşılık beklemeden seven, sağlığına ve hükümdarlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen, kral birinci eşini sevmezmiş ve onunla hiç ilgilenmezmiş. Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini anladığı ve öldükten sonra yapayalnız kalmaktan çok korktuğu için, eşlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş. En çok sevdiği dördüncü esine ölüm yolculuğunda kendisine eşlik etmek ister mi diye sorduğunda aldığı yanıt kalbine bıçak gibi saplanan kısa ve net “mümkün değil” olmuş...Hayatım boyunca seni sevdim. Sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin sorusuna üçüncü esi de “hayır hayat çok güzel. Sen ölünce ben yeniden evleneceğim” diye yanıt vermiş.Kral bir kez daha yıkılmış.Her sorunumda her zaman yanımda olan bana yardım eden sendin bu sorunumda da bana yardımcı olur musun talebine karsı ikinci esinden;“bu sorunun için hiçbir şey yapamam, olsa olsa sana mezarına kadar eşlik keder, güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım” karşılığını almış.Büyük bir hayal kırıklığı yasamakta olan kral birinci esinin sesi ile irkilmiş.“nereye gidersen git seninle olurum, seni takip ederim...”Ah diye inlemiş kral; “keske bir şansım daha olsaydı...”
Yaşamda Hepimiz 4 esliyiz aslında;
* Dördüncü eşimiz vücudumuz. Onun güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir.
* Üçüncü esimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. Ölür ölmez başkalarına yar olacaktır.
* İkinci eş; ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey bu dünyadan gözleri yaslı bizi uğurlamak olacaktır.
* Birinci es ise ruhumuzdur. Bizimle gelir. UNUTMAYIN !...
* Yediklerimiz değil, hazmettiklerimiz bizi güçlü kılar.
* Kazandıklarımız değil, biriktirdiklerimiz bizi zengin yapar.
* Okuduklarımız değil, hatırladıklarımız bizi bilgili yapar.
* Başkalarına verdiğimiz öğütler değil, Bizzat uyguladıklarımız bizi insan yapar.
Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Onu en çok seven, karşılık beklemeden seven, sağlığına ve hükümdarlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen, kral birinci eşini sevmezmiş ve onunla hiç ilgilenmezmiş. Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini anladığı ve öldükten sonra yapayalnız kalmaktan çok korktuğu için, eşlerinden hangisinin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş. En çok sevdiği dördüncü esine ölüm yolculuğunda kendisine eşlik etmek ister mi diye sorduğunda aldığı yanıt kalbine bıçak gibi saplanan kısa ve net “mümkün değil” olmuş...Hayatım boyunca seni sevdim. Sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin sorusuna üçüncü esi de “hayır hayat çok güzel. Sen ölünce ben yeniden evleneceğim” diye yanıt vermiş.Kral bir kez daha yıkılmış.Her sorunumda her zaman yanımda olan bana yardım eden sendin bu sorunumda da bana yardımcı olur musun talebine karsı ikinci esinden;“bu sorunun için hiçbir şey yapamam, olsa olsa sana mezarına kadar eşlik keder, güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım” karşılığını almış.Büyük bir hayal kırıklığı yasamakta olan kral birinci esinin sesi ile irkilmiş.“nereye gidersen git seninle olurum, seni takip ederim...”Ah diye inlemiş kral; “keske bir şansım daha olsaydı...”
Yaşamda Hepimiz 4 esliyiz aslında;
* Dördüncü eşimiz vücudumuz. Onun güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir.
* Üçüncü esimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. Ölür ölmez başkalarına yar olacaktır.
* İkinci eş; ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey bu dünyadan gözleri yaslı bizi uğurlamak olacaktır.
* Birinci es ise ruhumuzdur. Bizimle gelir. UNUTMAYIN !...
* Yediklerimiz değil, hazmettiklerimiz bizi güçlü kılar.
* Kazandıklarımız değil, biriktirdiklerimiz bizi zengin yapar.
* Okuduklarımız değil, hatırladıklarımız bizi bilgili yapar.
* Başkalarına verdiğimiz öğütler değil, Bizzat uyguladıklarımız bizi insan yapar.
15 Mart 2010 Pazartesi
Hayatın Altın Kuralları
*Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için
dünyayı dolaşman gerekmez.
* Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol.
* Geldiğin zaman boşluk dolduran değil,
gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.
* Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini
harcama ve istediğin kadar uyuma.
* "Seni seviyorum" derken inanarak söyle.
* "Özür dilerim" derken karşındakinin gözünün içine bak.
* İlk görüşte aşka inan.
* Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kal.
* Asla başkalarının hayalleriyle dalga geçme.
* Derinden ve inançla sev.
* Kırılabilirsin belki ama başka türlü de
hayatını tam yaşayamazsın.
* Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş.
* İnsanlar hakkında konuşulanlara inanıp
onlar hakkında karar verme.
* İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
* İnsanlara beklediklerinden fazlasını ver
ve bu işi yaparken kibar ol.
* Yavaş konuş, ama hızlı düşün.
* Eğer biri sana cevap vermek istemediğin bir soru sorarsa
gülümse ve "neden bilmek istiyorsun?" de.
* Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya
büyük yatırım daima büyük risk taşır.
* Eğer kaybedersen, aklını da kaybetme.
* Üç "S" yi unutma:
Sevgi - herkese,
Saygı - kendine, başkalarına,
Sorumluluk - tüm hareketlerin için.
* Küçük bir tartışmanın tüm dostluğu mahvetmesine izin verme.
* Dostun olsun istiyorsan, dost ol.
* Eğer hata yaptığını fark edersen,
hemen onu düzeltmeye bak, bile bile devam etme.
* Telefonda konuşurken gülümse.
Karşındaki sesinden gülümseyişini duyacaktır.
* Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen.
Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır.
* Biraz yalnız kalmaya özen göster.
* Anneni say, sev, ara.
* Yeniliklere açık ol, ama ille de değişmeye çalışma.
* Şunu bil ki, sessiz kalmak bazen de en iyi cevaptır.
* Daha fazla kitap oku, dostlarını ara, daha az TV seyret.
* Güzel, şerefli bir hayat yaşa.
Yaşlanıp geri baktığında ikinci bir defa tadını çıkarırsın.
* Allaha güven - ama arabanı kilitle.
* Yuvanda sıcak bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.
* Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama.
* Satır aralarını da oku. Bilgilerini paylaş.
* Bilgi insanı kuşkudan,
iyilik acı çekmekten,
kararlılık korkudan kurtarır.
KONFÜÇYÜS
* Dünyaya iyi davran.
* Dua et. Büyük güç verir.
Düşün. Daha da büyük güç verir.
* İşini iyi yap.
* Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme.
* Yılda bir defa, daha önce gitmediğin bir yere git.
* Eğer çok paran olursa, başkalarına yardım et.
Paranın en zevkli tarafını kaçırma.
* Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır.
* Önce kuralları öğren, düşün, karar ver ve bazılarını boz.
* En iyi ilişkin, birbirinize olan sevginiz,
birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır.
* Başarının gerçek olup olmadığını anlamak için
karşılığında neler verdiğine bak.
* Ders alınmış başarısızlık başarı demektir.
* Şunu bil ki, karakterin senin kaderindir.
* Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağına
bir gönülde buket ol.
* Kişiliğini ve kimliğini hiçbir değerle değiştirme!
*Sevgi icin kollarını kapalı tutma,
sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın.
* İçinden ne geliyorsa yap. Doğal ol.
* Sana Yapılan iyiliği mermere, kötülüğü toza yaz..
* Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil,
onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.
* Gülmek için mutluluğu bekleme,
sonra tebessüm bile edemezsin.Devamını Gör
dünyayı dolaşman gerekmez.
* Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol.
* Geldiğin zaman boşluk dolduran değil,
gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.
* Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini
harcama ve istediğin kadar uyuma.
* "Seni seviyorum" derken inanarak söyle.
* "Özür dilerim" derken karşındakinin gözünün içine bak.
* İlk görüşte aşka inan.
* Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kal.
* Asla başkalarının hayalleriyle dalga geçme.
* Derinden ve inançla sev.
* Kırılabilirsin belki ama başka türlü de
hayatını tam yaşayamazsın.
* Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş.
* İnsanlar hakkında konuşulanlara inanıp
onlar hakkında karar verme.
* İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
* İnsanlara beklediklerinden fazlasını ver
ve bu işi yaparken kibar ol.
* Yavaş konuş, ama hızlı düşün.
* Eğer biri sana cevap vermek istemediğin bir soru sorarsa
gülümse ve "neden bilmek istiyorsun?" de.
* Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya
büyük yatırım daima büyük risk taşır.
* Eğer kaybedersen, aklını da kaybetme.
* Üç "S" yi unutma:
Sevgi - herkese,
Saygı - kendine, başkalarına,
Sorumluluk - tüm hareketlerin için.
* Küçük bir tartışmanın tüm dostluğu mahvetmesine izin verme.
* Dostun olsun istiyorsan, dost ol.
* Eğer hata yaptığını fark edersen,
hemen onu düzeltmeye bak, bile bile devam etme.
* Telefonda konuşurken gülümse.
Karşındaki sesinden gülümseyişini duyacaktır.
* Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen.
Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır.
* Biraz yalnız kalmaya özen göster.
* Anneni say, sev, ara.
* Yeniliklere açık ol, ama ille de değişmeye çalışma.
* Şunu bil ki, sessiz kalmak bazen de en iyi cevaptır.
* Daha fazla kitap oku, dostlarını ara, daha az TV seyret.
* Güzel, şerefli bir hayat yaşa.
Yaşlanıp geri baktığında ikinci bir defa tadını çıkarırsın.
* Allaha güven - ama arabanı kilitle.
* Yuvanda sıcak bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.
* Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama.
* Satır aralarını da oku. Bilgilerini paylaş.
* Bilgi insanı kuşkudan,
iyilik acı çekmekten,
kararlılık korkudan kurtarır.
KONFÜÇYÜS
* Dünyaya iyi davran.
* Dua et. Büyük güç verir.
Düşün. Daha da büyük güç verir.
* İşini iyi yap.
* Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme.
* Yılda bir defa, daha önce gitmediğin bir yere git.
* Eğer çok paran olursa, başkalarına yardım et.
Paranın en zevkli tarafını kaçırma.
* Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır.
* Önce kuralları öğren, düşün, karar ver ve bazılarını boz.
* En iyi ilişkin, birbirinize olan sevginiz,
birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır.
* Başarının gerçek olup olmadığını anlamak için
karşılığında neler verdiğine bak.
* Ders alınmış başarısızlık başarı demektir.
* Şunu bil ki, karakterin senin kaderindir.
* Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağına
bir gönülde buket ol.
* Kişiliğini ve kimliğini hiçbir değerle değiştirme!
*Sevgi icin kollarını kapalı tutma,
sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın.
* İçinden ne geliyorsa yap. Doğal ol.
* Sana Yapılan iyiliği mermere, kötülüğü toza yaz..
* Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil,
onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.
* Gülmek için mutluluğu bekleme,
sonra tebessüm bile edemezsin.Devamını Gör
9 Mart 2010 Salı
HAYAT...
Hayat
Bir yaşam öyküsüne katlanılamayacak kadar
uzun!
Bir gülümseyişe,
bir kıpırdanışa,
bir dokunuşa
vakit ayıramayacak kadar
kısa!
Hayat
Gerçekleri sırtlayıp
taşıyamayacak kadar
ağır.
Bir kuşun kanadına konup ta
ona bile hissettirmeden
uçabilecek kadar
hafif!
Hayat
Her anını
dibine kadar yaşamaya
çalışmak için nefes nefese
koşturmayı ...
göze alacak kadar
dolu,
Bütün yaşadıklarının
sadece bir hayal olduklarını hissettirecek kadar
boş!
Hayat
Koskoca ömürde
"bir yalnız gün daha
nasıl geçecek,
şu saatler nasıl bitecek“
diye şikayet edebilecek kadar
muamma!
Göz açıp kapayıncaya kadar
geçen sürede
nihayete erebilecek kadar da
basit!
Hayat
Kendini oluşturan
her büyüyü,
her cazibeyi,
her rengi,
yürekleri hoplatacak,
kanlarımızı kaynatacak
kadar
parlak ve güzel!
Gözlerimizi acılarla,
hüzünlerle,
ayrılıklarla,
ölümlerle
buluşturduğumuzda,
sadece iki renk!
Gri ve siyah!
Hayat
Her anını tuvallere, yazılara, şiirlere, gösterilere döküp
sergileyebileceğin kadar
sanat!
Tek bir uyanışta,
görevinin
tek bir oyundan ibaret
tek bir rol olduğunu
fark edebileceğin kadar da
kısır ve monoton!
Hayat
Senin tek bir "evet" inle
başkalarına bölüştürüp sunabileceğin,
nefes alıp verişlerinle
"paylaştırabileceğin" kadar
hayret verici ve cömert!
Tek bir "hayır" ınla
herşeyi mahvedebileceğin,
yok edebileceğin kadar da
cimri ve densiz!
Hayat
Gerçek yaşam öykülerine
katlanabilecek gücü bulup,
bulaştırıp, daha da
büyüğünü oluşturabilecek kadar
heybetli ve zor,
Her şeyden vazgeçip
"yaşama veda etmeyi isteyecek" kadar da
güçsüz ve zayıf!
Hayat
Sevmeyi bilecek, bilmiyorsa öğrenecek
tadacak, sunacak, paylaşacak
..ve böyle sevgilerle, bütün sevgileri
çoğaltabilecek kadar
anlam'lı...
Nefreti seçip, sıçratmak,
sıçrattıkça da o pisliğe
bulaşacak kadar
anlam'sız...
Hayat
Gerçek yaşam öykülerine katlanmaya değecek kadar
"Yaşanmaya değer"
Hayat;
onu kısaltmanın haksızlık olduğunu anlatacak kadar öğretici,
Bir daha
bulunmayacak, yaşanmayacak
kadar "tek"...
Hayat
Sadece
senin dilediğin kadar
uzun!
Sadece
Senin dilediğin kadar
kısa!
Bir yaşam öyküsüne katlanılamayacak kadar
uzun!
Bir gülümseyişe,
bir kıpırdanışa,
bir dokunuşa
vakit ayıramayacak kadar
kısa!
Hayat
Gerçekleri sırtlayıp
taşıyamayacak kadar
ağır.
Bir kuşun kanadına konup ta
ona bile hissettirmeden
uçabilecek kadar
hafif!
Hayat
Her anını
dibine kadar yaşamaya
çalışmak için nefes nefese
koşturmayı ...
göze alacak kadar
dolu,
Bütün yaşadıklarının
sadece bir hayal olduklarını hissettirecek kadar
boş!
Hayat
Koskoca ömürde
"bir yalnız gün daha
nasıl geçecek,
şu saatler nasıl bitecek“
diye şikayet edebilecek kadar
muamma!
Göz açıp kapayıncaya kadar
geçen sürede
nihayete erebilecek kadar da
basit!
Hayat
Kendini oluşturan
her büyüyü,
her cazibeyi,
her rengi,
yürekleri hoplatacak,
kanlarımızı kaynatacak
kadar
parlak ve güzel!
Gözlerimizi acılarla,
hüzünlerle,
ayrılıklarla,
ölümlerle
buluşturduğumuzda,
sadece iki renk!
Gri ve siyah!
Hayat
Her anını tuvallere, yazılara, şiirlere, gösterilere döküp
sergileyebileceğin kadar
sanat!
Tek bir uyanışta,
görevinin
tek bir oyundan ibaret
tek bir rol olduğunu
fark edebileceğin kadar da
kısır ve monoton!
Hayat
Senin tek bir "evet" inle
başkalarına bölüştürüp sunabileceğin,
nefes alıp verişlerinle
"paylaştırabileceğin" kadar
hayret verici ve cömert!
Tek bir "hayır" ınla
herşeyi mahvedebileceğin,
yok edebileceğin kadar da
cimri ve densiz!
Hayat
Gerçek yaşam öykülerine
katlanabilecek gücü bulup,
bulaştırıp, daha da
büyüğünü oluşturabilecek kadar
heybetli ve zor,
Her şeyden vazgeçip
"yaşama veda etmeyi isteyecek" kadar da
güçsüz ve zayıf!
Hayat
Sevmeyi bilecek, bilmiyorsa öğrenecek
tadacak, sunacak, paylaşacak
..ve böyle sevgilerle, bütün sevgileri
çoğaltabilecek kadar
anlam'lı...
Nefreti seçip, sıçratmak,
sıçrattıkça da o pisliğe
bulaşacak kadar
anlam'sız...
Hayat
Gerçek yaşam öykülerine katlanmaya değecek kadar
"Yaşanmaya değer"
Hayat;
onu kısaltmanın haksızlık olduğunu anlatacak kadar öğretici,
Bir daha
bulunmayacak, yaşanmayacak
kadar "tek"...
Hayat
Sadece
senin dilediğin kadar
uzun!
Sadece
Senin dilediğin kadar
kısa!
Yagmur Herkese Yagar...
Yağmur herkese yağar
Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman birkaç kişi
****
Herkes içindir aşk da ayrılık da
Yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan
****
Her şey, herkes için değildir oysa
Kimi hiçbir şey öğrenm...ez karanlıktan
Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
Kimi ayrılamaz karanlıktan
****
Yağmur herkese yağar
Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
Onca şarkı onca film onca roman
Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi
****
Çığ altında kalan sele kapılan
Aşktan ve acıdan ölen
Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
Aslında onların hikayesidir anlatılan
Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
Geçer gider herkes
Hikayelerdir geriye kalan.
MURATHAN MUNGAN....
Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman birkaç kişi
****
Herkes içindir aşk da ayrılık da
Yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan
****
Her şey, herkes için değildir oysa
Kimi hiçbir şey öğrenm...ez karanlıktan
Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
Kimi ayrılamaz karanlıktan
****
Yağmur herkese yağar
Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
Onca şarkı onca film onca roman
Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi
****
Çığ altında kalan sele kapılan
Aşktan ve acıdan ölen
Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
Aslında onların hikayesidir anlatılan
Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
Geçer gider herkes
Hikayelerdir geriye kalan.
MURATHAN MUNGAN....
4 Mart 2010 Perşembe
Aklın Yolu
İnsanlar çoğu kez akılsız, mantıksız ve ben merkezli davranırlar. Sen yine de onları affet.
Eğer iyi niyetliysen, insanlar seni bencillikle ve gizli amaçlar gütmekle suçlayabilirler. Sen yine de iyi niyetli ol.
Eğer başarılıysan sahte arkadaşlar ve gerçek düşmanlar kazanırsın. Sen yine de başarmaya devam et.
Bugün yapt...ığın iyilik yarın unutulur. Sen yine de iyilik yap.
Dürüst ve açık sözlüysen hassas olup kolay incinebilirsin. Sen yine de dürüst ve açık sözlü ol.
En büyük adamlar ya da kadınlar, küçük beyinli küçük adamlar ya da kadınlar tarafından tuzağa düşürülebilirler. Sen yine de büyük düşün.
İnsanlar mazlumları kayırırlar ama yüksektekileri takip ederler. Sen yine de mazlumlar için savaş.
Senin yıllarca uğraşarak yaptığını, bir başkası bir gecede yok edebilir. Sen yine de yapmaya devam et.
İnsanlar gerçekten yardıma ihtiyaç duyabilirler ve onlara yardım elini uzattığında avuçlarına kötülük sunabilirler. Sen yine de insanlara yardım et.
Dünya için elinden geleni yap, belki de karşılığında seni tekmeleyenler olur. Sen yine de dünya için elinden geleni yap.
Gördün mü, sonuçta her şey Tanrı'yla senin aranda. Hiçbir zaman onlarla senin aranda olmamıştı zaten.
Eğer iyi niyetliysen, insanlar seni bencillikle ve gizli amaçlar gütmekle suçlayabilirler. Sen yine de iyi niyetli ol.
Eğer başarılıysan sahte arkadaşlar ve gerçek düşmanlar kazanırsın. Sen yine de başarmaya devam et.
Bugün yapt...ığın iyilik yarın unutulur. Sen yine de iyilik yap.
Dürüst ve açık sözlüysen hassas olup kolay incinebilirsin. Sen yine de dürüst ve açık sözlü ol.
En büyük adamlar ya da kadınlar, küçük beyinli küçük adamlar ya da kadınlar tarafından tuzağa düşürülebilirler. Sen yine de büyük düşün.
İnsanlar mazlumları kayırırlar ama yüksektekileri takip ederler. Sen yine de mazlumlar için savaş.
Senin yıllarca uğraşarak yaptığını, bir başkası bir gecede yok edebilir. Sen yine de yapmaya devam et.
İnsanlar gerçekten yardıma ihtiyaç duyabilirler ve onlara yardım elini uzattığında avuçlarına kötülük sunabilirler. Sen yine de insanlara yardım et.
Dünya için elinden geleni yap, belki de karşılığında seni tekmeleyenler olur. Sen yine de dünya için elinden geleni yap.
Gördün mü, sonuçta her şey Tanrı'yla senin aranda. Hiçbir zaman onlarla senin aranda olmamıştı zaten.
Bir Gülümseme :)
Bir gülümseme;
Sevginin ve insan olmanın anahtarıdır.
Bir gülümseme;
İç dünyamızın güzelliğini, dışa yansıtır.
Bir gülümseme;
Bir külfeti yoktur, fakar çok şey kazandırır.
Bir gülümseme;
Evde saadet, iş yerinde muvaffakiyettir.
Bir gülümseme;
Başkalarına ikramda bulunmak demektir.
Bir gülümseme;
Vereni fakirleştirmeden, alanı zenginleştirir.
Bir gülümseme;
Bir an sürer, bazen ise ebediyen yaşar.
Bir gülümseme;
Yorgun olan insanı dinlendirir.
Bir gülümseme;
Ümitsiz olana neşe ve hayat bahşeder.
Bir gülümseme;
Karanlık bir çehreyi aydınlatabilir.
Bir gülümseme;
Satın alınmaz, rica ile elde edilemez.
Bir gülümseme;
Kendiliğinden verilmedikçe, işe yaramaz.
Bir gülümseme;
Ona ihtiyacı olanlara ilaç gibi gelir.
Bir gülümseme;
Sevgi körpülerini sağlamlaştırır.
Bir gülümseme;
Bazen hayat kurtarır.
Bir gülümseme;
Bazen bir savaşı önler.
Bir gülümseme;
Bazen gülümsemeyeni gülümsetir.
Bir gülümseme;
Sadaka yerine geçer, sevap kazandırır.
Bir gülümsemeyi;
Gülümsemeye ihtiyacı olana bol bol verin!
Bir gülümsemeye;
Gülümseyemeyenlerin, ihtiyacı olduğunu unutmayın!
Bir gülümseme;
İçin hiç kimse, ona ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar
zengin ve kuvvetli değildir....
Sevginin ve insan olmanın anahtarıdır.
Bir gülümseme;
İç dünyamızın güzelliğini, dışa yansıtır.
Bir gülümseme;
Bir külfeti yoktur, fakar çok şey kazandırır.
Bir gülümseme;
Evde saadet, iş yerinde muvaffakiyettir.
Bir gülümseme;
Başkalarına ikramda bulunmak demektir.
Bir gülümseme;
Vereni fakirleştirmeden, alanı zenginleştirir.
Bir gülümseme;
Bir an sürer, bazen ise ebediyen yaşar.
Bir gülümseme;
Yorgun olan insanı dinlendirir.
Bir gülümseme;
Ümitsiz olana neşe ve hayat bahşeder.
Bir gülümseme;
Karanlık bir çehreyi aydınlatabilir.
Bir gülümseme;
Satın alınmaz, rica ile elde edilemez.
Bir gülümseme;
Kendiliğinden verilmedikçe, işe yaramaz.
Bir gülümseme;
Ona ihtiyacı olanlara ilaç gibi gelir.
Bir gülümseme;
Sevgi körpülerini sağlamlaştırır.
Bir gülümseme;
Bazen hayat kurtarır.
Bir gülümseme;
Bazen bir savaşı önler.
Bir gülümseme;
Bazen gülümsemeyeni gülümsetir.
Bir gülümseme;
Sadaka yerine geçer, sevap kazandırır.
Bir gülümsemeyi;
Gülümsemeye ihtiyacı olana bol bol verin!
Bir gülümsemeye;
Gülümseyemeyenlerin, ihtiyacı olduğunu unutmayın!
Bir gülümseme;
İçin hiç kimse, ona ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar
zengin ve kuvvetli değildir....
1 Mart 2010 Pazartesi
Aydınlık
Bir bilge adam çölde öğrencileriyle otururken demişki;
"Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz?
Tam ol...arak ne zaman karanlık başlar,ne zaman ortalık aydınlanır?"
Öğrencilerden biri;
"Uzaktaki sürüye bakarım, "demiş, "koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."
Başka bir öğrenci söz almış ve
"Hocam"demiş,"İncir ağacını,zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır."
Bilge adam uzun süre susmuş.
Öğrenciler meraklanmışlar ve,
"Siz ne düşünüyorsunuz hocam?"diye sormuşlar.
Bilge şöyle demiş;
"Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel miçirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona arkadaş diyebildiğimde
ve yine yürürken önüme çıkan erkeği,zengin mi yoksulmu diye bakmadan, aldırmadan, kardeşim sayabildiğimde anlarımki sabah olmuştur,
AYDINLIK işte o zaman başlamıştır..."
"Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz?
Tam ol...arak ne zaman karanlık başlar,ne zaman ortalık aydınlanır?"
Öğrencilerden biri;
"Uzaktaki sürüye bakarım, "demiş, "koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."
Başka bir öğrenci söz almış ve
"Hocam"demiş,"İncir ağacını,zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır."
Bilge adam uzun süre susmuş.
Öğrenciler meraklanmışlar ve,
"Siz ne düşünüyorsunuz hocam?"diye sormuşlar.
Bilge şöyle demiş;
"Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel miçirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona arkadaş diyebildiğimde
ve yine yürürken önüme çıkan erkeği,zengin mi yoksulmu diye bakmadan, aldırmadan, kardeşim sayabildiğimde anlarımki sabah olmuştur,
AYDINLIK işte o zaman başlamıştır..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)