Bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki; onlarin belli amaca hizmet etmek, bize bir ders vermek, kim oldugumuzu ya da olmak istedigimizi bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını yüregimizin derinliklerinde hissederiz. Bu insanlarin kim olacağını asla önceden kestiremezsiniz; belki oda arkadaşınız, komşunuz, uzun zamandır g...örmediginiz bir arkadaşınız, sevgiliniz ya da belki de sadece göz göze geldiginiz bir yabanci. Her kim olursa olsun, o kader anında hayatınızın bir biçimde etkilenecegini bilirsiniz.
Bazen de hayatınızda öyle olaylar yaşarsınız ki; o anda bu olaylar size korkunç, acı dolu, haksız gibi görünür. Ancak fırtına dindikten sonra; bütün bu olayların üstesinden gelmemiş olsaydınız, asla potansiyelinizin, gücünüzün, azminizin ve yürekliliğinizin farkına varamayacagınızı anlarsınız.
Her olayın bir gerçekleşme nedeni vardir. Hiçbir sey tesadüfen, kötü ya da iyi şans nedeniyle gerçekleşmez. Hastalık, yaralanma ve deneyimsizlikler, ruhumuzun sınırlarını test eden olaylardır.
İster olaylar, ister hastalıklar, ister ilişkiler olsun, bu küçük testler olmasaydı hayat hiçbir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat, ancak boş ve amaçsız. Yaşamınızı, başarılarınızı ve düşüşlerinizi etkileyen insanlar, kimliğinizi yaratan insanlardır.
Kötü deneyimler bile birilerinden ögrenilebilir. Bu dersler en zor, ancak büyük bir ihtimalle en önemli olanlardır.
Eğer biri sizi kırar, ihanet eder ya da üzerse, size güveni ve kalbinizi açtıgınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları affedin. Eğer biri sizi severse, siz de bunun karşılıgında onu koşulsuz sevin; sadece onlar sizi sevdiği için değil, size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceginiz ya da hissedemeyeceginiz seylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanizi ögrettikleri için. Her günün tadını çıkarın. Her anın değerini bilin ve belki de tekrar yaşayamayacagınız bu andan alabileceğiniz en fazla şeyi almaya bakın.
Daha önce hiç konuşmadıgınız insanlarla konuşun, onları dinleyin, Aşık olun, zincirlerinizi kırın ve gözünüzü zirveye dikin. Başınızı dik tutun, çünkü bunun için her türlü hakkınız var. Kendinize büyük bir insan olduğunuzu tekrarlayın ve kendinize inanın. Eğer kendinize inanmazsanız, hiç kimse size inanmaz. Hayatınızı nasıl istiyorsanız öyle şekillendirebilirsiniz.
Kendi özgün yaşamınızı yaratın, dışarı çıkın ve onu yaşayın! UNUTMAYIN; OYUN BİTTİĞİNDE ŞAH VE PİYON AYNI KUTUYA KONULUR......!!!!!
26 Nisan 2010 Pazartesi
21 Nisan 2010 Çarşamba
Mutluluğun hikayesi
İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş...
Hep şikayetçi hep bıkkınmış...
Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler...
Saklayalım, zor bulsunlar...
Zor buldukları için belki belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya...
sorun büyükmüş...
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş.Çünkü...
Kimisi...
""Everest"in tepesine saklay...alım"" demiş,kimisi;
""Atlas okyanusu"nun dibine"" demiş.
Taç mahal kubbesi,Mekke sokakları,italyan sofrası...
Bir hastanenin yeni doğan odası,dondurma külahı,şarap şişesi...
Sigara paketi,lale bahçesi...
Pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş...
Derken Meleklerden biri:
""İÇLERİNE SAKLAYALIM"" demiş...
Kimsenin aklına gelmez içine bakmak...
İşte o gün bu gündür mutluluk insanın içinde saklıymış...
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü...
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk...
Ne başkasının ekmeğinde,ne başkasının evinde,ne de başka bir şeyde...
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun...
Siz dışını boşverin,içine bakın...
Hep şikayetçi hep bıkkınmış...
Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler...
Saklayalım, zor bulsunlar...
Zor buldukları için belki belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya...
sorun büyükmüş...
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş.Çünkü...
Kimisi...
""Everest"in tepesine saklay...alım"" demiş,kimisi;
""Atlas okyanusu"nun dibine"" demiş.
Taç mahal kubbesi,Mekke sokakları,italyan sofrası...
Bir hastanenin yeni doğan odası,dondurma külahı,şarap şişesi...
Sigara paketi,lale bahçesi...
Pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş...
Derken Meleklerden biri:
""İÇLERİNE SAKLAYALIM"" demiş...
Kimsenin aklına gelmez içine bakmak...
İşte o gün bu gündür mutluluk insanın içinde saklıymış...
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü...
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk...
Ne başkasının ekmeğinde,ne başkasının evinde,ne de başka bir şeyde...
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun...
Siz dışını boşverin,içine bakın...
Kim olduğunuzu düşünütorsunuz?
…“Ölümsüz bir Ruh olduğumu biliyorum”, ya da “Bu çılgın Dünyadan bıkıp usandım, tek istediğim biraz huzur” diyebilirsiniz;
ama, ancak telefon çalana kadar.Kötü haber.Borsa çöktü; Anlaşma bozuldu;
Arabanız çalındı; Kayınvalideniz geldi; Yolculuğunuz iptal edildi; Sözleşme
bozuldu; Eşiniz sizi terk etti; Daha fazla para istiyorlar; Bunun s...izin hatanız
olduğunu söylüyorlar.Aniden endişelenir ve öfkelenirsiniz.
Sesiniz sertleşir; “Buna daha fazla dayanamıyorum!” Başkalarını suçlar, onlara saldırır, kendinizi savunur ve haklı
çıkarmaya çalışırsınız; Üstelik hepsi otomatik pilotabağlanmış (bir) şekilde olur.Açıkça görüldüğü gibi, şimdi kendiniz için
başkabir şey istemediğinizi söylediğiniz halde, huzurdan çok daha önemli olan başka
bir şey vardır ve artık “Ölümsüz bir Ruh” olduğunuzu düşünmezsiniz bile.
Anlaşma,para, sözleşme, kayıp ya da kayıp tehlikesi(çok) daha önemlidir.Kim için? Az önce sözünü ettiğiniz ölümsüz Ruh
içinmi?
Hayır, Egonuz için.Küçük benliğiniz
geçici olan şeylerde güvenlik veya tatmin aramakta, bulamadığı için de
öfkelenmektedir.Eh, en azından şimdilik, gerçekte kim olduğunuzu biliyorsunuz!
Eğer istediğiniz şey gerçekten huzursa, huzuru seçersiniz.Eğer sizin için en önemli şey gerçekten huzursa ve kendinizin
gerçekten “Ölümsüz bir
Ruh” olduğuna inanıyorsanız, zorlayıcı İnsanlarla ya da durumlarla
karşılaştığınızda tepki vermezsiniz ve tamamen uyanık kalırsınız.Durumu hemen
kabullenirsiniz ve kendinizi ondan ayırmak yerine, onunla birleşirsiniz.Sonra,
uyanıklığınız sayesinde bir cevap gelir.Cevap veren gerçek sizsinizdir (bilinç),
olduğunuzu sandığınız kişi değil (küçük ben ya da Ego).Son derece güçlü ve
etkili olduğundan, hiçbir durumu ya da İnsanı düşman olarak görmesine gerek
yoktur.
…Kendinizle ilgili ne kadar sınırlı, ne kadar dar bir Egosal bakış açınız varsa, başkalarının Egosal sınırlarına o denli tepki
verirsiniz.Onların “hatalarını” ya da hataları olarak algıladığınız şeyleri, onların kimliği olarak yorumlarsınız.Yani sadece
onların Egolarını görür ve dolayısıyla kendi Egonuzu güçlendirirsiniz.Başkalarının Egolarının içinden bakmak yerine, Egonun
kendisine bakarsınız.Peki Egoya bakan kimdir?
Sizin Egonuz elbette.
Fazlasıyla Bilinçsiz İnsanlar, kendi Egolarını başka İnsanlardaki yansımalardan deneyimlerler. Başkalarına tepki verdiğiniz
şeyin,aslında sizde de olduğunu anladığınızda, kendi Egonuzun farkına varmaya
başlarsınız.
Bu noktada, başkalarının size yaptığını sandığınız şeyleri
başkalarına yaptığınızı da fark edebilirsiniz.O zaman da kendinizi “Kurban” olarak görmekten vaz geçersiniz.
Siz Ego değilsiniz.Dolayısıyla kendi Egonuzun farkına varmanız, kim olduğunuzu bildiğiniz anlamına gelmez; Sadece kim
olmadığınızı bildiğiniz anlamına gelir.Ama kim olmadığınızı bilmek, gerçekte,
kim olduğunuzu bilmek yolundaki en büyük engeli aşmak demektir.
Kimse size kim olduğunuzu söyleyemez.Eğer söylerse, bu başka bir kavram olur ve yine
değişemezsiniz.Kimlik, inançsızlığı gerektirir.Aslında, her “İnanç” bir engeldir.Zaten her kimseniz o olduğunuzdan, kim
olduğunuzun farkında olmanıza
bile gerek yoktur.Ama farkındalık olmadan, gerçek kimliğinizi bu Dünyaya
gösteremezsiniz.Gerçek kimliğiniz, ifade edilmemiş bir şekilde olduğı yerde kalır.O zamanda bankada 100 milyon doları
varken sokakta dilenen “yoksul bir
adam” gibi olursunuz, çünki onun da sahip olduğu “zenginlik” ifadesini
bulmamıştır.
ECKHART TOLLE
ama, ancak telefon çalana kadar.Kötü haber.Borsa çöktü; Anlaşma bozuldu;
Arabanız çalındı; Kayınvalideniz geldi; Yolculuğunuz iptal edildi; Sözleşme
bozuldu; Eşiniz sizi terk etti; Daha fazla para istiyorlar; Bunun s...izin hatanız
olduğunu söylüyorlar.Aniden endişelenir ve öfkelenirsiniz.
Sesiniz sertleşir; “Buna daha fazla dayanamıyorum!” Başkalarını suçlar, onlara saldırır, kendinizi savunur ve haklı
çıkarmaya çalışırsınız; Üstelik hepsi otomatik pilotabağlanmış (bir) şekilde olur.Açıkça görüldüğü gibi, şimdi kendiniz için
başkabir şey istemediğinizi söylediğiniz halde, huzurdan çok daha önemli olan başka
bir şey vardır ve artık “Ölümsüz bir Ruh” olduğunuzu düşünmezsiniz bile.
Anlaşma,para, sözleşme, kayıp ya da kayıp tehlikesi(çok) daha önemlidir.Kim için? Az önce sözünü ettiğiniz ölümsüz Ruh
içinmi?
Hayır, Egonuz için.Küçük benliğiniz
geçici olan şeylerde güvenlik veya tatmin aramakta, bulamadığı için de
öfkelenmektedir.Eh, en azından şimdilik, gerçekte kim olduğunuzu biliyorsunuz!
Eğer istediğiniz şey gerçekten huzursa, huzuru seçersiniz.Eğer sizin için en önemli şey gerçekten huzursa ve kendinizin
gerçekten “Ölümsüz bir
Ruh” olduğuna inanıyorsanız, zorlayıcı İnsanlarla ya da durumlarla
karşılaştığınızda tepki vermezsiniz ve tamamen uyanık kalırsınız.Durumu hemen
kabullenirsiniz ve kendinizi ondan ayırmak yerine, onunla birleşirsiniz.Sonra,
uyanıklığınız sayesinde bir cevap gelir.Cevap veren gerçek sizsinizdir (bilinç),
olduğunuzu sandığınız kişi değil (küçük ben ya da Ego).Son derece güçlü ve
etkili olduğundan, hiçbir durumu ya da İnsanı düşman olarak görmesine gerek
yoktur.
…Kendinizle ilgili ne kadar sınırlı, ne kadar dar bir Egosal bakış açınız varsa, başkalarının Egosal sınırlarına o denli tepki
verirsiniz.Onların “hatalarını” ya da hataları olarak algıladığınız şeyleri, onların kimliği olarak yorumlarsınız.Yani sadece
onların Egolarını görür ve dolayısıyla kendi Egonuzu güçlendirirsiniz.Başkalarının Egolarının içinden bakmak yerine, Egonun
kendisine bakarsınız.Peki Egoya bakan kimdir?
Sizin Egonuz elbette.
Fazlasıyla Bilinçsiz İnsanlar, kendi Egolarını başka İnsanlardaki yansımalardan deneyimlerler. Başkalarına tepki verdiğiniz
şeyin,aslında sizde de olduğunu anladığınızda, kendi Egonuzun farkına varmaya
başlarsınız.
Bu noktada, başkalarının size yaptığını sandığınız şeyleri
başkalarına yaptığınızı da fark edebilirsiniz.O zaman da kendinizi “Kurban” olarak görmekten vaz geçersiniz.
Siz Ego değilsiniz.Dolayısıyla kendi Egonuzun farkına varmanız, kim olduğunuzu bildiğiniz anlamına gelmez; Sadece kim
olmadığınızı bildiğiniz anlamına gelir.Ama kim olmadığınızı bilmek, gerçekte,
kim olduğunuzu bilmek yolundaki en büyük engeli aşmak demektir.
Kimse size kim olduğunuzu söyleyemez.Eğer söylerse, bu başka bir kavram olur ve yine
değişemezsiniz.Kimlik, inançsızlığı gerektirir.Aslında, her “İnanç” bir engeldir.Zaten her kimseniz o olduğunuzdan, kim
olduğunuzun farkında olmanıza
bile gerek yoktur.Ama farkındalık olmadan, gerçek kimliğinizi bu Dünyaya
gösteremezsiniz.Gerçek kimliğiniz, ifade edilmemiş bir şekilde olduğı yerde kalır.O zamanda bankada 100 milyon doları
varken sokakta dilenen “yoksul bir
adam” gibi olursunuz, çünki onun da sahip olduğu “zenginlik” ifadesini
bulmamıştır.
ECKHART TOLLE
Kalbime seyehat
Kalbime seyahat ettim bugün,
Beni kapıda karşıladı.
Sordu sual etti.
Daha önce hiç fark etmemiştim.
Sımsıcaktı kalbim, yumuşacıktı içi,
"Aklın karışıkken bana uğra" dedi.
''Ben söylerim sana gerçeği ''
Aklımın bilmediğini bilirmiş kalbim,
Duygularıyla sezermiş herşeyi.
"Kalp susarsa görmezmiş gözler"
Kalbim söyledi.
Gezerken fark ettim kalbimi,
Acılar biriktirmişim içinde,
Yarım kalan mutluluklar,
Savaşlar,
Üzüldüm haline,
Kalbimin içinde, kendi kendime.
Teselli etti beni.
"Üzülme" dedi çocukluğumu gösterdi,
Sevdiklerimi, hayallerimi anımsattı.
Umutlar yeşertti hiç yoktan.
Gülümsetti beni, onu ne kadar üzdüğümü unutarak.
Aslında kalabalıktı kalbim,
Kocamanmış meğer.
"Daha da çok sev" dedi bana,
"Yeter ki sen sev…"
Beni kapıda karşıladı.
Sordu sual etti.
Daha önce hiç fark etmemiştim.
Sımsıcaktı kalbim, yumuşacıktı içi,
"Aklın karışıkken bana uğra" dedi.
''Ben söylerim sana gerçeği ''
Aklımın bilmediğini bilirmiş kalbim,
Duygularıyla sezermiş herşeyi.
"Kalp susarsa görmezmiş gözler"
Kalbim söyledi.
Gezerken fark ettim kalbimi,
Acılar biriktirmişim içinde,
Yarım kalan mutluluklar,
Savaşlar,
Üzüldüm haline,
Kalbimin içinde, kendi kendime.
Teselli etti beni.
"Üzülme" dedi çocukluğumu gösterdi,
Sevdiklerimi, hayallerimi anımsattı.
Umutlar yeşertti hiç yoktan.
Gülümsetti beni, onu ne kadar üzdüğümü unutarak.
Aslında kalabalıktı kalbim,
Kocamanmış meğer.
"Daha da çok sev" dedi bana,
"Yeter ki sen sev…"
14 Nisan 2010 Çarşamba
Ataol Behramoğlu / Öğrendim Ki
Öğrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız. Öğrendim ki... Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika. Öğrendim ki... Hayatında nelere sahip olduğun değil Kiminle olduğun önemli. Öğrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek. Öğrendim ki... Kendini en iyilerle kıyaslamak değil Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir. Öğrendim ki... İnsanların başına ne geldiği değil O durumda ne yaptıkları önemli. Öğrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle Her işin iki yüzü var. Öğrendim ki... Olmak istediğim insan olabilmem Çok vakit alıyor. Öğrendim ki... Karşılık vermek Düşünmekten çok daha basit. Öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. Öğrendim ki... 'Bittim' dediğin andan itibaren Pilinin bitmesine daha çok var. Öğrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatını kontrol eder. Öğrendim ki... Kahraman dediğimiz insanlar Bir şey yapılması gerektiğinde Yapılması gerekeni Şartlar ne olursa olsun yapanlar. Öğrendim ki... Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. Öğrendim ki... Bazı insanlar sizi çok seviyor Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor. Öğrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz Bazıları hiç karşılık vermiyor. Öğrendim ki... Para ucuz bir başarı. Öğrendim ki... En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz. Öğrendim ki... Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları Kaldırmak için elini uzatır. Öğrendim ki... İki insan aynı şeye bakıp Tamamen farklı şeyler görebilir. Öğrendim ki... Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır. Öğrendim ki... Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar Daha uzun yol yürüyor. Öğrendim ki... Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir. Öğrendim ki... Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır. Öğrendim ki... Duvarda asılı diplomalar İnsanı insan yapmaya yetmez. Öğrendim ki... Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır. Öğrendim ki... Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor. Öğrendim ki... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da! Öğrendim ki... Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, Ne tür deneyimler yaşadığınızla var. Öğrendim ki... Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil. Öğrendim ki... Ne kadar yakın olursa olsunlar En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir. Öğrendim ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor. Öğrendim ki... Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. Öğrendim ki... Şartlar ve olaylar, Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz. Öğrendim ki... İki kişi münakaşa ediyorsa, Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez. Öğrendim ki... Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. Öğrendim ki... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
Öğrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız. Öğrendim ki... Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika. Öğrendim ki... Hayatında nelere sahip olduğun değil Kiminle olduğun önemli. Öğrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek. Öğrendim ki... Kendini en iyilerle kıyaslamak değil Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir. Öğrendim ki... İnsanların başına ne geldiği değil O durumda ne yaptıkları önemli. Öğrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle Her işin iki yüzü var. Öğrendim ki... Olmak istediğim insan olabilmem Çok vakit alıyor. Öğrendim ki... Karşılık vermek Düşünmekten çok daha basit. Öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. Öğrendim ki... 'Bittim' dediğin andan itibaren Pilinin bitmesine daha çok var. Öğrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatını kontrol eder. Öğrendim ki... Kahraman dediğimiz insanlar Bir şey yapılması gerektiğinde Yapılması gerekeni Şartlar ne olursa olsun yapanlar. Öğrendim ki... Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. Öğrendim ki... Bazı insanlar sizi çok seviyor Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor. Öğrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz Bazıları hiç karşılık vermiyor. Öğrendim ki... Para ucuz bir başarı. Öğrendim ki... En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz. Öğrendim ki... Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları Kaldırmak için elini uzatır. Öğrendim ki... İki insan aynı şeye bakıp Tamamen farklı şeyler görebilir. Öğrendim ki... Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır. Öğrendim ki... Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar Daha uzun yol yürüyor. Öğrendim ki... Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir. Öğrendim ki... Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır. Öğrendim ki... Duvarda asılı diplomalar İnsanı insan yapmaya yetmez. Öğrendim ki... Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır. Öğrendim ki... Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor. Öğrendim ki... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da! Öğrendim ki... Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, Ne tür deneyimler yaşadığınızla var. Öğrendim ki... Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil. Öğrendim ki... Ne kadar yakın olursa olsunlar En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir. Öğrendim ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor. Öğrendim ki... Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. Öğrendim ki... Şartlar ve olaylar, Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz. Öğrendim ki... İki kişi münakaşa ediyorsa, Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez. Öğrendim ki... Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. Öğrendim ki... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
13 Nisan 2010 Salı
7 Gerçek
Budist rahipler, artık yetiştiğini düşündükleri bir öğrencilerini, yola çıkmadan önce çağırdılar. Başrahip öğrenciye tek bir soru sordu:
* "20 yıldır buradasın, neler öğrendin?"
"Yedi gerçek öğrendim" dedi öğrenci.
* "Yirmi yıldır buradasın, sadece yedi gerçek mi öğrendin?"
"Evet, yedi gerçek öğrendim..."
* "Say" dedi başrahip, "birincisi......"
"Dostluklar ikiye ayrılır: Kalıcı dostluklar ve geçici dostluklar. Hayatta bir zorluk ortaya çıktığı anda bozulan dostluklar daha çoktur, kalıcı dostluklar çok azdır..."
* "İkincisi" dedi başrahip.
"İnsanların çoğunluğu kalplerini ve beyinlerini geçici değerlere ayırmışlar. Bu değerler uğruna kendi gerçek niteliklerinden taviz vermekten, kötü şeyler yapmaktan çekinmiyorlar..."
* "Üçüncüsü" dedi başrahip.
"İnsanlar, amaçlarına ulaşmak için birbirlerini ezmekten çekinmiyorlar. Oysa başkasına kötülük yaparak elde edilen her şeyin geldiği gibi ellerinden gideceğini anlamıyorlar..."
* "Dördüncü" dedi başrahip.
"İnsanlar gerçekte bir anlamı ve önemi olup olmadığını hiç düşünmedikleri fakat değerli ve anlamlı saydıkları şeyler yüzünden birbirlerine zarar veriyorlar... Bu şekilde hayatı birbirlerine zehir etmeye alışmışlar."
* "Beşinci" dedi başrahip.
"Herkes yanlışın nedenini, başarısızlığın nedenini başkalarında arıyor."
Kimse, başına ne geldiyse aslında kendi yüzünden geldiğini anlamıyor, kendi suçunu, yanlışını kabul edip düzeltmiyor..."
* "Altıncı" dedi başrahip.
"İnsanlar helal lokmanın ve bölüşmenin değerini bilmiyor. En lezzetli lokmanın helal lokma olduğunu unutuyorlar. Vicdanları ve mideleri arasında kaldıkları zaman midelerini tercih ediyorlar..."
* "Yedinci" dedi başrahip.
"İnsanlar bir şeye dayanmadan yaşama gücünü bulamıyorlar. Bu yüzden çoğu zaman anlamsız şeylere sarılıyor, güveniyorlar. Asıl sarılmaları ve güvenmeleri gereken belki de tek duygunun sevgi olduğunu anlamamakta ısrar ediyorlar..."
* "Güle güle" dedi başrahip
Herkes Gülüşümü Görüyor
Kimse savaşımı görmüyor.
Herkes sesimi duyuyor
Düşündügümü kimse bilmiyor.
Herkes yazdiklarimi okuyor
Gözyaşlarimi kimse görmüyor.
Herkes beni tanidigini saniyor
Ama kimse benim kim oldugumu bilmiyor.....
* "20 yıldır buradasın, neler öğrendin?"
"Yedi gerçek öğrendim" dedi öğrenci.
* "Yirmi yıldır buradasın, sadece yedi gerçek mi öğrendin?"
"Evet, yedi gerçek öğrendim..."
* "Say" dedi başrahip, "birincisi......"
"Dostluklar ikiye ayrılır: Kalıcı dostluklar ve geçici dostluklar. Hayatta bir zorluk ortaya çıktığı anda bozulan dostluklar daha çoktur, kalıcı dostluklar çok azdır..."
* "İkincisi" dedi başrahip.
"İnsanların çoğunluğu kalplerini ve beyinlerini geçici değerlere ayırmışlar. Bu değerler uğruna kendi gerçek niteliklerinden taviz vermekten, kötü şeyler yapmaktan çekinmiyorlar..."
* "Üçüncüsü" dedi başrahip.
"İnsanlar, amaçlarına ulaşmak için birbirlerini ezmekten çekinmiyorlar. Oysa başkasına kötülük yaparak elde edilen her şeyin geldiği gibi ellerinden gideceğini anlamıyorlar..."
* "Dördüncü" dedi başrahip.
"İnsanlar gerçekte bir anlamı ve önemi olup olmadığını hiç düşünmedikleri fakat değerli ve anlamlı saydıkları şeyler yüzünden birbirlerine zarar veriyorlar... Bu şekilde hayatı birbirlerine zehir etmeye alışmışlar."
* "Beşinci" dedi başrahip.
"Herkes yanlışın nedenini, başarısızlığın nedenini başkalarında arıyor."
Kimse, başına ne geldiyse aslında kendi yüzünden geldiğini anlamıyor, kendi suçunu, yanlışını kabul edip düzeltmiyor..."
* "Altıncı" dedi başrahip.
"İnsanlar helal lokmanın ve bölüşmenin değerini bilmiyor. En lezzetli lokmanın helal lokma olduğunu unutuyorlar. Vicdanları ve mideleri arasında kaldıkları zaman midelerini tercih ediyorlar..."
* "Yedinci" dedi başrahip.
"İnsanlar bir şeye dayanmadan yaşama gücünü bulamıyorlar. Bu yüzden çoğu zaman anlamsız şeylere sarılıyor, güveniyorlar. Asıl sarılmaları ve güvenmeleri gereken belki de tek duygunun sevgi olduğunu anlamamakta ısrar ediyorlar..."
* "Güle güle" dedi başrahip
Herkes Gülüşümü Görüyor
Kimse savaşımı görmüyor.
Herkes sesimi duyuyor
Düşündügümü kimse bilmiyor.
Herkes yazdiklarimi okuyor
Gözyaşlarimi kimse görmüyor.
Herkes beni tanidigini saniyor
Ama kimse benim kim oldugumu bilmiyor.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)