30 Kasım 2010 Salı

"İstemek, 'İstiyorum' demek değil, harekete geçmektir."A.Maurrois

Hayatım da ilk önce SEVMEYİ öğrendim, çünkü sevdikce kendimi iyi hissettiğimi öğrendim.
AFFETMENİN ne olduğunu anladım ve afetmenin aslinda yeni insanlar kazandırdığını gördüm...
Birisini HATIRLAMANIN aslında ufak bir telefon görüşmesi kadar basit olduğunu biliyorum artık!
Birisini kırdıktan sonra ÖZÜR DİLEMENİN aslında beni ben yaptığını anladım.
"SEN BENİM İÇİN ÖNEMLİSİN" kelimesinin verilecek en büyük hediye olduğunu buldum.
Bir yerden sonra KELİMELERİN mana ifade etmediğini biliyorum.
MUTLU OLMANIN aslında bir kedinin güzel bir anını yakalamak kadar basit oldugunu anladım.
KAÇIRDIĞIM FIRSATLARIN aslında bana yeni fırsatlar yarattığını gördüm.
Yıldızların benim için parladığını hissediyorum.
GÖZLERİN kelimelerden daha önemli olduğunu ve yalan söylemediklerini biliyorum
Hayatımda YANIMDA GÖRMEK istediklerimi yanımda göreceğim çünkü onların bana değer verdiklerini biliyorum.
YASAMIN YASAMAYA DEGER OLDUGUNU VE ISTERSEM MUTLU OLACAGIMI biliyorum...

29 Kasım 2010 Pazartesi

" DÜŞÜNCE "

İnsan bir eyleme geçmeden önce ilk zihninde tasarlar ve sonuca ulaşmak için düşünür ve düşündüğünü yaratır. Bilinç düzeyindeki eylemde insan üzerinde düşündüğünün farkındadır.
...Bilinç farkında olmaktır, acı duyduğumda, zevk aldığımda, güneşli bir günde kır çiçeklerini seyrettiğimde, bir meyvenin tadını aldığımda, çiçeklerin kokusunu hissettiğimde, bir müzik dinlediğimde, hareket ettiğimde, konuştuğumda, tüm duyularımın farkındayımdır.
Bilinçaltı eylemler ise insanın bilinç düzeyinde algılaması dışında gelişen eylemleridir, bilinçaltı düzeyinde beden fonksiyonlarını otomatik olarak yürütür (nefes almak, yutkunmak gibi).
Bilinç emirler verir, bilinçaltı verilen emirleri uygular. Bilinçaltı düşünceleri kaydeder ancak düşünülenin olumlu ya da olumsuz olması onu ilgilendirmez. Düşüncelerin iyi ya da kötü olduğu ile ilgili yorum yapmaz, taraf tutmaz, yargılamaz. Bilincin düşünce olarak yarattığı emirleri yerine getirmekle görevlidir sadece. Bilinçli olarak düşündüğümüz her şey bilinçaltına kaydedilir.
Bilinçaltımız teyp kasetinin özelliklerine sahiptir, bilinçaltının tek görevi kayda almak, saklamak ve kendisinden istendiğinde sakladığı bilgiyi çok daha güçlü olarak geri vermektir.
Bilinç ve bilinçaltı olarak algılamaya çalıştığımız düşünce aslında bir bütündür. Bilinçaltımız uyumaz, bilinçaltımız dinlenmez o her zaman görevinin başındadır. Düşünce gücümüzle bir hedefi net olarak belirler ve bilinçaltımıza aktardığımızda onun yaratıcı gücünü görürüz.
Bilinçaltımız kendine gelen her tür düşünceyi iyi kötü ayırımı yapmaksızın kabul eder bu yüzden olumlu veya olumsuz her düşünceye daima açıktır. Olumsuz düşünceler, sonunda olumsuzluk üretir, hastalıkla ilgili düşünceler hasta bedenler yaratır.
DiLDE kullandığımız her söz, düşüncelerimizdeki her duygu şimdiki andaki yaşamı algılayışımızı belirler. Yaşama bakış açımız, arzularımız, taleplerimiz, ilgi alanlarımız, insanlarla ilişkilerimiz bizi bize yansıtır. Deneyimlediğiniz yaşam koşullarının içsel nedenlerini bulmaya çaba sarf edin. Kendinize zaman ayırın, yaşamınızda yeniye yer açın, düşüncelerinizi serbest bırakın.


İNSAN DÜŞÜNDÜĞÜ KADARDIR

Bizlere yaratma gücü verilmiştir.
Düşüncelerinin yaratıcısı olarak insan kendi kişiliğini, ihtiyaçlarını, çevre koşullarını kendisi belirler. İnsan içinde bulunduğu durum ve olayların çevresel koşullardan kaynaklandığını düşünsede yaratılan koşullar insanın düşünce biçiminden kaynaklanır.
Yaşantımızda her ne yaşıyorsak ki bunlar; sevinç, neş'e, keder, umutsuzluk, kaygı, kin, nefret ya da korku olabilir, yaşadığımız bu duygular bilinçaltımız tarafından kaydedilir ve bilinçaltı geri bildirim için bizlere düşünce yapımıza göre uygun ortam ve koşulları hazırlar. İnsan düşündüğü kadardır ve insanın dışı ne ise içide aynıdır, her insanın yaşadığı ve duyumasadığı Dünya kendi algıladığı kadardır. Yaşama olumlu bakan, olumlu düşünen için yaşam ne kadar kolay sa, olumsuz düşünen için yaşam bir okadar da zordur.
OLUMLU Düşünce modeli sağlıklı bir ruh ve beden halidir - OLUMSUZ Düşünce modeli ise Hastalıklı bir Beden ve Ruh halidir, ZİRA HASTALIK DÜŞÜNCEDE başlar. Kendi inanç ve tutumlarımız bizim kim olduğumuzu ve ne olacağımızı belirler.

DÜŞÜNMEDEN, ALIŞKANLIK OLARAK KULLANDIĞIMIZ SÖZLER BİZE YARINLARIMIZI HAZIRLAR

Gündelik hayatta sarf ettiğiniz sözlerinize bugün dikkat edin. İşte size birkaç örnek;
Çok sıkıcı bir gün, herşey beni boğuyor, yine şanssız bir günümdeyim, hiç halim yok, herşeyden nefret ediyorum, bugün kötü günümdeyim, ben hastayım, ben salağım, benim hiç şansım yok, ben hiçbirşeyi yetiştiremiyorum(para, iş) , derdimi anlatamıyorum, ben kadersizim, beni kimse sevmiyor, beş parasızım, hiç umutlu değilim, herşey boş, ben herzaman kaybedenim, ben hiç bir işi doğru yapamam, ben aptalın tekiyim vb. Bu sözler size tanıdık geliyormu?
Birçok insan farkına varmadan yapar bunu. Bizler bu tür olumsuz sözleri çocukluğumuz dönemi itibariyle değişik kaynaklardan öğreniriz; aile fertlerimiz, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız, medya kanalıyla, toplumun koyduğu kurallar ve ön yargılarla öğreniriz. Toplumun, çevremizin aile fertlerimizin verdiği bu olumsuz düşünceleri kendi kendimize söylemeye başladığımızda bunlara inanmaya başlarız. Bunun yanında kendi kendimize bazı olumsuz duygu ya da düşünce üretmeye başlarız.
Bazı olumsuz sözleri yaşama daha çok olumsuz bakan bazı insanlar kendileri hakkında devamlı söylerler. Birçok insan kendileri hakkında söyledikleri bu olumsuz sözlere doğru olup olmadığını bakmaksızın inanırlar. Mesela bir sorunun yanıtına yanlış cevap verdiğinde hemen kendi kendine" ben aptalın tekiyim" diyen gibi.
Bu türde olumsuz söylemlerde kendi sözlerinize dikkat edin, nerelerde kendiniz hakkında olumsuz sözler söylüyorsunuz, bir bloknot edinin ve birkaç gün boyunca bu tür söylemlerinizi not edin. Bazı insanlar olumsuz söylemleri daha çok hasta olduklarında, yorgun olduklarında ya da çok stres altında olduklarında söylerler. Olumsuz sözlerin farkına vardığınızda "SÖZLERİN" gerçek olup olmadığının farkına varın. Kendinizi iyi hissettiğiniz bir zamanda not ettiğiniz olumsuz sözler için kendinize şu soruları sorun.

Bu duygu, bu düşünce gerçekten doğru mu?

Bunu birisi birbaşkaşı için söyleyebilirmi? Eğer söyleyemezse peki ben neden kendime söylüyorum

Bu tür düşünceden kendimi nasıl koruyabilirim? Eğer ben kendimi hasta edecek duruma sokuyorsam bu tür olumsuz düşünceyi neden bırakmayayım?

Bir sonraki süreç kendinizle ilgili olumlu ifade kullanmaya başlamanız olacaktır. Olumsuzun yerine olumlu söz. Olumlu ve Olumsuzu bir arada düşünemezsiniz. Kendiniz hakkında olumlu düşündüğünüz zaman olumsuzu düşünmezsiniz. MUTLU, SEVGİ DOLU, SAKİN, RAHAT, HUZURLU, İSTEKLİ, İÇTEN Kelimelerini yaşantınızda harekete geçirin. Serbest bırakma, Çaba Göstermeden kelimelerini kelime haznenize alın. ÇABA GÖSTERMEDEN Kelimesi "kolay, gayretsiz ve neşeyle yaratır.
ÜZGÜN, ENDİŞELİ, KORKMUŞ, YORGUN, SIKINTLI, YOK, ASLA, YAPAMAM, HİÇ BİR ZAMAN kelimesini içeren cümleler kullanmayın. Çok üzgünüm, çok kederliyim, çok dertliyim, çok hüzünlüyüm. Bu kelimeler; sizin karakterinizi, sizin bilinç halinizi, egonuzu, ruh halinizi- kim olduğunuzu tanımlar. Aynı şekilde; HASTALIK kelimesi için de geçerlidir. Hastayım, Yorgunum, Bitkinim, Kendimi Kötü Hissediyorum, Enerjim Tükendi, Güçsüzüm
Olumsuz düşünceyi, olumlu düşünceye çevirebilirsiniz —
* Her olumsuz düşüncenin farkına vardığınızda bunun tam karşıtı olumlu düşünceye çevirmeye dikkat edin. Hemen üç kez iptal-iptal-iptal deyin ve olumlu söze çevirin
* Sürekli olumlu düşünceleri kendi kendinize tekrarlayın. İmkân bulduğunuz zamanlarda yüksek sesle tekrarlayın,
* Kâğıda yazın. Yazın ve altına imzanızı atın. Görebileceğiniz yerlere " buzdalabı üzeri, ayna üzeri, banyo, bilgisayarınızın üzeri" gibi görebileceğiniz yerlere asın. Her gördüğünüzde defalarca okuyun.


OLUMSUZ DÜŞÜNCE
OLUMLU DÜŞÜNME

Ben hiçbirşeye layık değilim
Ben değerliyim

Ben hiçbir şeyi başaramıyorum
Ben birçok şeyi başarıyla sonuçlandırıyorum

Her zaman hata yaparım
Birçok şeyi iyi yaparım

Ben aptalım.
Ben akıllıyım

Ben iyi hayatı hak etmiyorum
Ben iyi ve sağlıklı hayatı hak ediyorum

Kendimi kötü hissediyorum
Kendimi çok iyi hissediyorum

Benim hiçbir işim doğru gitmez.
Ben her işimi çaba sarfetmeden yaratırım


"ŞİMDİ" YARATMA

Kendi yarattığımız söz ve düşünce modeli ile içinde bulunduğumuz anın yaratıcısı ve kahramanı kendimizdir aslında. Bizim geçmiş olarak düşündüğünüz olaylar Şimdi olan "an"ın zihnimizde depolanmış anısıdır. Biz geçmişi düşündüğümüzde, geçmişte olan bir anıyı yeniden ŞİMDİKİ AN'da yaratırız. Bizler geleceği düşündüğümüzde yine içinde bulunduğumuz ŞİMDİKİ "AN" da yaratırız. Dünün düşüncesi bize bugünü yaratır, bugünün düşüncesi ise bize yarını hazırlar ve bizler kendi söz ve düşüncelerimizle geleceği yaratırız.
Şimdi şu anda neyi yaratmak istiyorsunuz! ,sakin bir ortamda içinize dönün ve şu soruları kendinize sorun;

Sağlık mı? Para mı? Huzur mu? Başarı mı? Aşk mı? Önceliğiniz nedir, ilk önce belirleyici olun.

Bir günlük tutun, duygularınızı ve düşüncelerinizi bu günlüğünüze yazın. Düşünceleriniz nerelerde dolaşıyor, korkuda mı yoksa sevgide mi? Zihninizi izleyin, hangi duygu içerisindesiniz. Olumlu düşünce gücü SEVGİ, olumsuz düşünce gücü ise KORKUDUR, sevginin olmadığı yerde sevgisizlik değil korku vardır. Sevginin olduğu yerde ise korku barınamaz. Bizler ya severiz ya da korkarız zira sevginin zıttı korkudur.
Krishnamurti şöyle der; Düşüncenin kendisi korkunun kaynağıdır. Düşünce zamandır, yarının düşüncesi haz ya da acıdır. Düşünce eğer haz verici ise bunu izler ve bunun bitmesinden korkar. Acı verici olduğundaysa bundan kaçınmak korkuyu doğurur. Dünkü acıyı düşünmek, dünkü acının anısını içeren düşünce, yarın yeniden acı çekme korkusunu yansıtır. Dolayısıyla korkuyu oluşturan düşüncedir. Düşünce korkuyu doğurur, düşünce aynı zamanda hazzıda besler. Korku olduğu sürece mutsuzluk kaçınılmazdır. Korkudan herhangi bir şekilde sakınmak yalnızca onu arttırır ve güçlendirir. Korkudan KAÇINMIYORUM, SAKINMIYORUM, BASTIRMIYORUM, DİRENMİYORUM Yalnızca seyrediyorum. Seyrediyorum, korkunun farkındayım.
Sizin korkuya sebep olan düşünceleriniz nelerdir, KORKULARINIZIN farkına varın. SEVİLMEME mi, GÜVENSİZLİK mi, GÜÇSÜZLÜKmü, DEĞERSİZLİK mi, KAYBETME mi,YETERSİZLİK mi, BAŞARISIZLIK mı, YANLIZLIK mı, ÇARESİZLİK mi, PARASIZLIK mı, veya ÖLÜM mü? Hangi duygu ve ruh hali içerisindesiniz!
Benim içimde şu anda neler oluyor? Bunu dürüst olarak kendinize sorun. Korkularınızı yazın, beni ne korkutuyor? Doğru düşünme ve hissetmeyi yaratma sürecinde bir kararlılık sergilediğimizde, içimizde olanın değişikliği, dış dünyamıza da yansıyacaktır.
OLUMLU DÜŞÜNÜN VE OLAYLARI DÜŞÜNCEDE SERBEST BIRAKIN, YAŞAMINIZDA BİR BOŞLUK YARATIN. YARATILAN BOŞLUK YERİNE MUTLAKA DOLACAKTIR.



DÜŞÜNCE BİR ENERJİ FORMUDUR

Enerji moleküllerden, moleküller atomlardan, atomlar ise atom altı parçacıklardan oluşmuştur. Tüm madde ve varlıkları oluşturan temel yapıtaşı saf bir "enerji" olduğuna göre aslında evrende "cansız" hiçbir şey yoktur.
Maddenin olabilecek en küçük taneciklerinin kuantum tanecikleri olduğu saptanmıştır. Kuantum titreşimlerinden, kuantum tanecikleri, onlardan proton, elektron, nötron, atom, onlardan da molekül, hücre, dokular, organlar ve insan denilen mükemmel varlık ortaya çıkar.
Gördüğümüz, dokunduğumuz kütlesi olan madde; enerjinin düşük frekansta titreşimidir ve enerji frekansı titreşim hızı yükseldikçe bizler tarafından görülmez, duyulmaz, dokunulmaz hale gelir.
İnsan hücrelerindeki atomlar, nötronlar, elektron ve protonlardan meydana gelmiştir, kendi titreşim hızı düşük olduğu için kendini katı bir kütle olarak algılar ancak insan bedeni sadece fizik bedenden meydana gelmemiştir. Fizik bedenin beş duyu organı ile algılayamadığı çok daha yüksek frekanslarda titreşen enerji bedenlerine sahiptir.
Zihin, kuantum titreşimleri halinde enerji yüklü bir potansiyeldir ve uygun gördüğü emirlerle düşünceyi, maddeye dönüştürebilir.
Örnek verecek olursak; Diyelim ki siz köpeklerden korkuyorsunuz. Yolda yürürken karşınıza bir köpek çıkıyor, köpeklere karşı duyduğunuz bu korku duygusu ile bedeniniz hemen o saniyede adrenalin salgılamaya başlar. Aynı saniye içerisinde sempatik sinir sisteminiz bir anda kan basıncınızı yükseltir ve kalp atışlarınız artar ve ya oradan hemen kaçarsınız ya da kaçmaya çalışırsınız.
Bu örnek Adrenalin denilen bir molekülün, madde olmayan, zihin düzeyindeki bir düşüncenin nasıl maddeye dönüştüğünü göstermektedir. Korku, mutluluk, hüzün, hepsi maddeye dönüşür. Düşünce gücü bir enerji formudur.

ZİHNİ SAKİNLEŞTİRMENİN YOLU NEFES ve MEDİTASYON

1- NEFES Yaşam demektir, NEFES HAYATTIR.
Nefes alma, bedenle zihin arasında ve bilinçle bilinçaltı arasında bir köprüdür. Doğru nefes, bedenle zihnin ve bilinçle bilinçaltının uyumunu sağlar. Doğru nefes alışverişi insanın sağlam bir sinir sistemine, dengeli bir zihne ve huzurlu birisi olmasını sağlar.
Sağlığın temeli, sağlıklı bir kan dolaşımının vücutta hayat bulmasıdır zira oksijen ve besinleri vücudun tüm hücrelerine taşıyan kan sistemdir.
Nefes hücrelere oksijenin gitmesini sağlar, vücudu koruyan beyaz hücreleri içeren lenf (akkan'ın) sıvısının akışını da ayarlar. Derin nefes, vakum gibi kan dolaşımı aracılığıyla lenfi çeker ve vücudun toksinleri yok etme hızını artırır. Nefes alırken, tüm toksinlerin dışarı atılabilmesi için karın bölgesinin en altından (hara- göbek deliğinin altında) nefes almaya başlanmalıdır.

Yaşamımıza can veren nefes eksildiğinde yaşam süremizde eksilme anlamına gelir, nefesinizi izleyin ona odaklanın, onu duyumsayın.

26 Kasım 2010 Cuma

...Shakespeare Der Ki...



‎...
* Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar.
* Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin. Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. Sadece kendiniz için yaşayın ve;
- Konuşmadan önce dinleyin,
- Yazmadan önce düşünün,
- Harcamadan önce kazanın,
- Dua etmeden önce bağışlayın,
- İncitmeden önce hissedin,
- Nefret etmeden önce sevin,
- Vazgeçmeden önce çabalayın,
- Ölmeden önce yaşayın.
*Hayat budur. Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.

25 Kasım 2010 Perşembe

Başarı İstenmediği Yere Gelmez


Yenildiğinizi düşünüyorsanız, yenilmişsinizdir.

Cesur olmadığınızı düşünüyorsanız, korkaksınızdır.

Kazanmak istiyor fakat kazanamayacağınızı düşünüyorsanız, kesinlikle kazanamazsınız demektir.

Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız, çoktan kaybetmişsinizdir.

Dışarıdaki dünyaya çıktığınızda anlayacaksınız ki başarı, ancak onu istediğiniz takdirde gelecektir.

Herşey insanın kafasında biter.

Alt edildiğinizi düşünüyorsanız, alt edilmişsinizdir.

Yükselmek için yüksek düşünmelisiniz.

Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olmalısınız.

Yaşam savaşını kazanan her zaman, en güçlü ya da en hızlı olan değildir.

Er ya da geç kazanan kişi, kazanacağını önceden düşünebilen kişidir.

Arnold Palmer, Profesyonel Golfcü


24 Kasım 2010 Çarşamba

Siz çok şey ifade ediyorsunuz...

Bir anı bir şarkı kıvılcımlandırabilir.
Bir hayali bir çiçek uyandırabilir.
Bir ağaç ormanı başlatabilir.
Bir kuş ilkbaharı müjdeleyebilir.
Bir gülümseme bir arkadaşlığı başlatabilir.
Bir tokalaşma bir ruhu canlandırabilir.
Bir kelime bir amacı belirleyebilir.
Bir oy bir ulusun yaşamını değiştirebilir.
Bir gülüş sıkıntıyı altedebilir
Bir adım her yolculuğu başlatabilir.
Bir umut ruhlarımızı aydınlatabilir..
Bir dokunuş şefkati anlatabilir.
Bir kalp neyin doğru olduğunu bilebilir.
Bir tek insan farkı yaratabilir.
O yüzden "ben olsam ne olur, olmasam ne olur" demeyin.
Siz çok şeyi ifade ediyorsunuz..

Her şey size bağlı.....

22 Kasım 2010 Pazartesi

Unutmamamız Gerekenler ....


Unutma ! Gerçekte sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. 

Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısı ile içindeki ses ile konuşmayı öğren. 

İçindeki sesin kendine has nedenleri vardır ki akıl hiçbir zaman anlayamaz.

Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle.

Tüm diğerleri farklı hissedebilir farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.

Sadece onların bakış açılarını anlamaya çalış. Hemfikir olmaya çalışma!

Bazen içindeki ses sana zor geleni yapmanı söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…

Her yanlışında kendini acımasızca eleştirip üzme…

Gereğinden fazla üzülmek bugünün gücünü tüketir yarınlarının güzelliklerini çalar.

Aksine başını okşa kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini kendine hatırlat.

Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu bil.

Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi incele bir dahaki sefer için hazırlıklarını yap.

Kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının da haklı olabileceklerini unutma.


Her zaman ama her zaman mutlaka kendine iyi davran.

Sen buna layıksın !

Hayatta en büyük dostun sen olabileceği gibi en büyük düşmanın da sen olabilir.

Seçimini yap ve kendin için dost mu yoksa düşman mı olacağına karar ver.

Yaşamdaki tüm acılarını atlatabilirsin her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin

istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin.

Bugün hayata yeniden başla! ilk adımın kendini bağışlamak olsun!

Tıpkı kasvetli ve bulutlu bir havanın ardından kendini gösteren güneş gibi olabilirsin.

Ve aynı güneş gibi ay gibi her gün ve her gece bıkmadan usanmadan yeniden doğabilirsin.

Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun yeniden ayağa kalk ve devam et!

İnan bana o tecrübelere ihtiyacın var…

Unutma! Yapılacak daha nice yeni hatalar var öğrenilecek daha nice yeni dersler var tekrar tekrar aynı hatalara düşmek niye?

Unutma !

Her şey sende gizli.

Hayatın kötü bir yola girmişse direksiyondakinin sen olduğunu hatırla!

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnız güçlü hissettiğin kadar güçlüsün.

Seçimi yapacak olan sensin….

15 Kasım 2010 Pazartesi

Kalbin Yolu


Ve korkaklar, sadece korkaklar, kafalarıyla yaşar. Korktukları için etraflarında mantıktan oluşan bir güvenlik duvarı yaratırlar. Korkularıyla her kapı ve pencereyi kapatırlar. Kavramları, kelimeleri, teorileri ve dinbilimleriyle, bütün boşlukları kapatır ve bu kapalı kapılar arkasında gizlenirler. Kalbin yolu, cesaretin yoludur. Güvencesizlik içinde yaşamaktır; sevgi ve güven içinde yaşamaktır; bilinmeyenin içinde hareket etmektir. Geçmişi bırakıp, geleceğin yaşanmasına izin vermektir. Cesaret, tehlikeli yollarda hareket etmektir. Hayat tehlikelidir ve sadece korkaklar tehlikeden kaçınır. Ama onlar zaten ölüdür. Yaşayan bir insan, gerçekten yaşayan bir insan, her zaman bilinmeyene doğru gider. Tehlike vardır, ama o bu riski alır. Kalp her zaman risk almaya hazırdır, kalp kumarbazdır. Kafa ise bir işadamıdır. Kafa her zaman hesaplar ... çok kurnazdır. Kalp hesapçı değildir. Cesaret anlamına gelen İngilizce courage çok güzel ve ilginç bir sözcüktür. Kalp üzerinden yaşamak, anlamı keşfetmektir. Bir şair kalbiyle yaşar ve zamanla kalbi üzerinden bilinmeyenin seslerini dinlemeye başlar. Kafa dinleyemez; o bilinmeyenden çok uzaktadır. Kafa bilinenlerle doludur. Zihnin nedir? O bildiğin her şeydir. O geçmiştir, ölmüş olan ve geride kalan şeylerdir. Zihin, biriktirilmiş geçmişten başka bir şey değildir, hafızadır. Kalp ise gelecektir; kalp her zaman umuttur; kalp her zaman gelecekte bir yerdedir. Kafa geçmişi düşünür, kalp geleceği hayal eder. Gelecek henüz gelmemiştir. Gelecek henüz oluşmamıştır. Gelecek henüz sadece bir olasılıktır; gelecektir, gelmeye başladı bile. Yaşanan her anda, gelecek şimdiki zamana dönüşürken, yaşadığımız an ise geçmiş oluyor. Geçmişte hiçbir olasılık yoktur, hepsi kullanılmıştır.Onu yaşayıp geçmişsindir, o artık tükenmiştir, ölmüştür, mezar gibidir. Gelecek tohum gibidir; o yaklaşıyor, sürekli geliyor, sürekli ulaşıyor ve yaşadığımız an ile buluşuyor. Sen her zaman hareket halindesin. İçinde bulunduğumuz an, geleceğe doğru yapılan bir hareketten başka bir şey değildir. Senin zaten atmış olduğun bir adımdır; geleceğe doğru attığın bir adım. Dünyadaki herkes doğru olmak ister. Çünkü doğru olmak o kadar büyük bir keyif ve coşku getirir ki, insan neden sahte olsun? Biraz daha derin bir kavrayış için cesaretinin olması gerekir. Neden korkuyorsun? Dünya sana ne yapabilir? İnsanlar sana gülebilir; bu onlara iyi gelir ... gülmek her zaman bir ilaçtır, sağlıklıdır. İnsanlar deli olduğunu düşünebilir. Onların seni deli olarak görmesi senin deli olduğun anlamına gelmez. Eğer sevinçlerin, göz yaşların, dansın hakkında samimiysen, er ya da geç seni anlayacak insanlar ortaya çıkar; ve senin kervanına katılırlar. Ben bu yola yalnız başıma çıkmıştım ve sonra insanlar gelmeye başladı ve dünya çapında bir karavan oldu! Ben kimseyi davet etmedim. Ben sadece kalbimden geldiğini hissettiğim şeyleri yaptım. Benim sorumluluğum kendi kalbimedir; dünyadaki başka kimseye değil. Senin sorumluluğun da, sadece kendi varlığınadır. Onun karşısında yer alma; çünkü ona karşı çıkmak intihar etmek, kendini yok etmek anlamına gelir. Zaten ne kazanacaksın? İnsanlar sana saygı duysa, senin saygın, onurlu, aklı başında bir insan olduğunu düşünse bile, bunlar senin varlığını besleyemez. Yaşama ve onun muhteşem güzelliklerine dair bir şeyler kavramana yol açmaz. Senden önce bu dünyada kaç milyon insan yaşadı? İsimlerini bile bilmiyorsun. Yaşayıp yaşamadıkları, hiçbir şeyi değiştirmiyor. Azizler ve günahkarlar oldu. Çok saygın insanların yanı sıra, her türlü eksantrik, çatlak insan yaşadı. Ama hepsi yok oldu. Dünyada onlardan tek bir iz bile kalmadı. Senin tek amacın, ölüm bedenini ve zihnini yok ettiği zaman, yanında götürebileceğin nitelikleri koruyup kollamak olmalı. Çünkü bu nitelikler senin tek dostun olacak. Gerçek değerler sadece onlardır ve sadece onları bulan insanlar yaşar; diğerleriyse yaşıyormuş gibi yapar. Karanlık bir gecede KGB, Yussel Finkelstein'ın kapısını çalar. Yussel kapıyı açar ve KGB görevlisi bağırır: "Yussel Finkelstein burada mı yaşıyor?" Çizgili pijamaları ile kapıda duran Yussel, "Hayır." diye yanıtlar. "Öyle mi? Peki senin adın ne?" "Yussel Finkelstein." KGB ajanı onu yere indirir ve sorar: "Az önce burada yaşamadığını söylemedin mi?" Yussel yanıtlar: "Sen buna yaşamak mı diyorsun?" Sadece yaşamak, her zaman yaşamak demek değildir. Hayatına bir bak. Ona kutsanmış diyebilir misin? Onu varoluşun sana sunmuş olduğu bir hediye olarak görüyor musun? Bu hayatın sana tekrar tekrar verilmesini ister misin?
CESARET
Ganj Kitap

14 Kasım 2010 Pazar

Büyük Düşünmenin Büyüsü

1. Yapabileceğinize inanın: Bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda aklınız onu yapmanın çözüm yollarını bulacaktır. Bir çözüme inanmak o çözümün yolunu açar.”İmkansız”, “işe yaramaz”, “yapamam”, “denemeye değmez” laflarını düşünme ve konuşma sözcüklerinizden çıkarın.
2. Geleneklerin aklınızı dondurmasına izin vermeyin: Yeni fikirlere açık olun. Denemeci olun. Yeni yaklaşımları deneyin. Yaptığınız herşey ilerleyici olsun.
3. Kendinize hergün şunu sorun: “Daha iyi nasıl yapabilirim?” Kişisel gelişimin sınırı yoktur. Kendinize “Daha iyi nasıl yapabilirim?” diye sorduğunuzda işe yarar cevaplar belirecektir. Deneyin, göreceksiniz.
4. Kendinize sorun: “Daha çok nasıl yapabilirim?” Kapasite aklın o anki durumuna bağlıdır. Kendinize bu soruyu sorduğunuzda aklınızı pratik yollar bulmaya itmiş olursunuz.
5. Sormayı ve dinlemeyi öğrenin: Sorun ve dinleyin; böylece parlak kararlara ulaşmak için gerekli hammaddeyi elde edeceksiniz. Unutmayın: Büyük insanlar dinlemeyi, küçük insanlar konuşmayı tekellerine alırlar.
6. Zihninizi genişletin: Kıvılcımlara açık olun. Sizde yeni düşünceler üretmede ya da işleri yapmak için yeni çözümler bulmanızda yardımcı olacak kişilerle ilişki kurun. Farklı meslek dalları ve ilgi alanlarında insanlarla biraraya gelin.
Dr.David J.Schwartz

6 Kasım 2010 Cumartesi

'AŞK'' I BİLMEK İSTİYORSAN...

   Eğer aşkı bilmek istiyorsan , aşkı unut ve meditasyonu hatırla. Eğer bahçene güller  getirmek  istiyorsan, gülleri  unut ve gül ağacı ile ilgilen. Onu besle, onu sula,  gerektiği kadar güneş görmesini sağla.  Eğer her şeyle ilgilenirsen, doğru zamanda  güllerin gelmesi kaçınılmazdır.
Onları daha önce getiremezsin, onların daha kısa bir sürede açmalarını sağlayamazsın ve bir gülden daha mükemmel olmasını isteyemezsin.
         Hiç mükemmel olmayan bir çiçek gördün mü.  Daha fazla ne istiyorsun.  Her gül kendi tekliği içinde mükemmeldir. Rüzgarda, yağmurda,güneşde dans eder…  bu müthiş güzelliği, bu mutlak neşeyi göremiyormusun. Küçük sıradan bir gül varoluşun gizli görkemini yansıtır.
        Aşk senin varlığındaki güldür. Ama varlığını hazırla; karanlığı ve bilinçsizliği yok et. Giderek daha uyanık ve farkında ol ve böylece aşk kendiliğinden, kendi zamanında  gelecektir. Bunun için endişelenmene gerek yok. Ve ne zaman gelirse gelsin her zaman mükemmel olacak.
        Aşk ruhsal bir deneyimdir; onun cinsiyetle bir ilgisi yoktur  ve bedenlerle de bir ilgisi yoktur.  O en içerideki varlıkla ilgili bir şeydir.
       Ama  daha kendi tapınağına bile girmedin. Kim olduğunu bile bilmiyorsun ve aşk hakkında sorular soruyorsun. Önce , kendin ol; önce; kendini bil ve böylece aşk sana armağan olarak  gelecek. Bu öteden gelen bir armağandır. Senin üzerine çiçekler gibi yağar… Varlığını doldurur. Ve senin üzerine yağmaya devam eder ve onunla  birlikte müthiş bir paylaşma arzusu da gelir.
         İnsan dilinde  bu paylaşma ancak ‘’aşk’’ olarak tanımlanabilir. O çok fazla bir şey ifade etmez ama doğru  yönü gösterir. Aşk uyanık olmanın, bilinçli olmanın bir gölgesidir.
OSHO