BÜTÜN KALBİNİZİ VE AKLINIZI KATARAK ÇALIŞACAĞINIZ BİR İŞİNİZ OLSUN
Ve bu iş hem sizin hem de diğer insanların yararına olsun. Çalışarak hayatın ritmine uyacak ve bu çalışma sizin gönlünüzü temizleyecek, arıtacaktır. Çalışmayan insan durgun, kirli bir su gibidir ve orada bütün kötülükler barınabilir.
HAYATA KARŞI TAVRINIZ OLUMLU VE UMUT DOLU OLSUN
Çevrenizdeki her şeyin sonsuz mükemmellik içinde var olduğunu görmeye çalışın. Bu bir iyimserlik oyunu değildir. Aslında gerçeğin ta kendisidir. Ancak bakışlarını olayların içine çevirebilen, onların sebeplerini yansız olarak görebilen insanlara özgüdür. Bu, bir annenin çocuğuna hissettiği o güzel duygunun eşidir. Anne de çocuğunun büyüyeceğine, iyi ve akıllı bir insan olacağına dair sarsılmaz bir inanç ve umut içindedir. Siz de kendinize ve başkalarına karşı aynı inancı besleyin.
MUTLULUK ANCAK İKİ CİNSİN UYUMLU BERABERLİĞİ İÇİNDE VAROLUR
Henüz bekârsanız, kendisini mutlu edebileceğiniz, iyi bir eş bulmak için devamlı güzel hayaller kurun. Bunun yanında karşı cinsi tanımak için dürüst arkadaşlıklara girişin.
Eğer evliyseniz eşinize saygı duyun ve onu yükseltmeye çalışın, onu överek yüceltin. Çünkü mutlu bir evlilik, mutlu bir yaşam için önemli bir şarttır.
KARŞINIZA ÇIKAN HER ZORLUĞU BİR SINAMA GİBİ KABUL EDİN
Bilin ki güçlükler sizi olgunlaştıracak, sizdeki gizli güçleri ve yetenekleri ortaya çıkaracaktır. Güçlüklerden yılmayın. Güçlükleri yendikçe olgunlaşacak ve kendi içinizde mutlu olabilme kapasitenizi genişleteceksiniz.
Eğer zorluklardan kaçarsanız olgunlaşamaz ve mutlu olamazsınız.
KİMSE KİMSENİN ADINA MUTLU OLAMAZ
Nasıl yemek yerken sizin adınıza bir başkası karnını doyurmuyorsa aynı şekilde sizin adınıza bir başkasının mutlu olmasına da imkân yoktur. Mutlu olmak sizin yaşama karşı vereceğiniz, tek başına verebileceğiniz olumlu bir cevaptır.
Herkesin yapması gereken ayrı bir işi, ayrı bir görevi vardır. Onu bulmaya çalışın, onu buluncaya kadar arayın ve bulunca o yoldan sarsılmadan yürüyün.
TANRIYA YAKARMASINI, ONA DUA ETMESİNİ UNUTMAYIN
Hangi dinden olursanız olun, Tanrı inancı insanı ayakta tutan, ona güç ve kuvvet veren bir gıdadır. Tanrıya inanan ve O’na yönelmesini bilen, korunduğunu ve hiçbir zaman yalnız olmadığını da hisseder.
ŞİMDİYE BAKARAK GELECEĞİNİZ HAKKINDA HÜKÜM VERMEYİN
Şimdi içinde bulunduğunuz durum sizi bağlamasın. Gözünüzü geleceğe çevirin. Gelecekte şimdi olduğundan çok daha mutlu ve sağlıklı olabilirsiniz.
Geçmişteki hatalarınıza ve dertlerinize sürekli dalarak bugününüzü de kirletmiş oluyorsunuz.
HER ŞEYİ BİZ SEÇİYORUZ
Yaşamınızı görülmeyen kuvvetlerin şekillendirdiğini düşünmeyin. Yaşamınızı siz şekillendiriyorsunuz. Ne şeytan, ne kötü kader, ne melekler ne de başka bir şey. Bütün yaşamınıza siz şekil veriyorsunuz. Çünkü Tanrı kimseye zulmetmez ve kimseye taşıyamayacağı yükü vermez.
SABAHLARI ERKEN KALKIN, SPOR YAPIN VE DUA EDİN
Güne nasıl başlarsak akşamı öyle ederiz. Mümkün olduğu kadar erken kalkın ve yapabileceğiniz kadar spor yapın, sonra da Tanrı sanki yanı başınızda gibi dua edin. Bunu yapmak için en iyi zaman güneşin henüz doğmadığı andır.
KENDİNİZE YÜCE AMAÇLAR SEÇİN
Birçok insan, hayatları basit ve tek düze olduğu için yakınır dururlar. Onlar yaşamlarını yükseltmek ve güzelleştirmek için yeteri kadar çalışmamışlardır ve onların seçtiği hedefler çok basit ve kurudur. “Bir ev, bir araba, bir kat” sahibi olmak. Hal bu ki öyle bir hedef seçebilirsiniz ki kendinize, insanlara yararlı olarak ve çalışarak, bunlar size fazladan gelir. Ama gelmese de beis yok, siz asıl hedefinize ulaşmışsınızdır ya!
MUTLULUK, MUTLAKA SIKI BİR ÇABA GEREKTİRİR
Çevrenizde size kolay yoldan mutluluk sağlamayı vadeden pek çok şey bulunabilir. Hem bu sizin hoşunuza da gider. Gazete kuponundan araba sahibi olmayı, bir dostunuzun gayreti ile iş kurmayı, milli piyango, toto ya da at yarışlarında yüklü bir para kazanmayı istemek ve bunun peşinden koşmak sizi mutlu etmez. Mutluluk bir çaba işidir.
GÖNLÜNÜZ BUĞDAY TANESİNE BENZER, DÜŞÜNCENİN VE KAYGININ
SUYU İLE ÖĞÜTÜLÜR
Birçok kimse mutluluk deyince aslında bir umursamazlık durumu olan bir eli yağda, bir eli balda yaşamayı anlar. Hal bu ki bu mutluluk değildir. Mutlu olmak için olgunlaşmak şarttır. Ve bunun içinde gönlümüzün, sorumlulukların kaygısı ve düşüncesi ile öğütülmesi gerekir.
Sahip olduklarınız için teşekkür etmeyi unutmayın.
R. Şanal
13 Aralık 2010 Pazartesi
12 Aralık 2010 Pazar
9 Aralık 2010 Perşembe
Beden Dili - Doğru ve Etkili İletişim
İnsanlığın temel dürtülerinden biri olan “topluma ait olma hissi”, çağlar boyunca iletişimi zorunlu kılmıştır. Tarih öncesi devirlerde, çeşitli sesler ve hareketlerle iletişim sağlanmıştır. İnsanlığın zaman içerisindeki evrimiyle sesler önce hecelere, sonra sözcüklere, cümlelere ve en sonunda dillere dönüşmüş, hareketler ise, ne yazık ki, iletişimde zamanla daha az farkedilen bir konuma gelmiştir. Yine de insanoğlu bu eski dilini hiçbir zaman unutmamış ve sözcüklerini daima hareketlerle bezemiştir. Beden dili, birçoğumuzca istemsiz olarak kullanılıyor ve sadece bilinçaltı tarafından algılanıyor olsa da, bu dilin iletişim içerisinde olduğumuz kişinin beş duyusuna da hitap edebilmek ve etkin bir izlenim elde edebilmek açısından önemi büyüktür. Beden dilini incelemek kişiyi, insanların zihnini okuyabilen biri haline getirmediği gibi, onların hareketlerinden gizli düşüncelerini öğrenme yeteneğini de kazandırmaz. Beden dili, bize bilinçaltımızla konuşmayı ve onu anlamayı öğretir; bu yüzden çok güçlü bir iletişim aracıdır. Aşağıda, sağlıklı ve özgüvenli bir iletişim için beden dilinin nasıl kullanıldığını, biraz da esprili olarak açıklamaya çalışacağım:
- Selam verirken veya tehdit altındayken avuç içinin karşıdakine dönük olarak kaldırılmasının sebebi; bilinçaltında o kişiye güven aşılama isteği bulunmasıdır. ( - Bak elimde taş, sopa falan yok. Benden sana zarar gelmez.)
- Konuşulan konudan hoşlanmamışsak veya o konuyla ilgilenmiyorsak kollarımızı kavuşturmamızın bilinçaltındaki sebebi; yaşamsal önemi olan organlarımızı güvence altına alma isteğidir. ( - Gerginim. Bu konularla ilgilenmiyorum, o yüzden içime döndüm ve kendimle ilgileniyorum. )
- Sürekli saçla, takılarla oynamak, ritm tutmak, kalem çevirmek, etrafa bakınmak; huzursuzluğun ve azalan dikkatin belirtileridir. ( - Bitse de kurtulsam… Şu proje işini nasıl yapsak acaba? )
- Yumrukları sıkmak, yüzü sebepsiz yere ekşitmek, diş gıcırdatmak; artan stresin ve olumsuzluğun habercisidir. ( - Zor dayanıyorum. Biraz daha konuşursa ne yaparım bilemiyorum. )
- Vücudun genel duruşu da, o anki ruhsal durumumuz hakkında ipuçları vermektedir. Örneğin kamburun çıkarılmadığı, dik ve dengeli bir duruş; kişinin özgüvenli, fiziksel ve ruhsal anlamda sağlıklı ve dinç olduğu etkisini bırakır. ( - Sağlıklıyım. Güçlü biriyim. İşine yarayabilirim. Ne dersin? )
- Omuzların düşük olduğu, vücut ağırlığının önde toplandığı, başın öne düştüğü duruş karamsarlık ve çekingenliği temsil etmektedir. Bu konumdayken elleri dibine kadar ceplere sokmak ise bedenle temas haline geçip iç gerginliği azaltmak içindir. ( - Hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorum. Şu anda ıssız bir adada tek başıma olmayı ne çok isterdim!)
- Göğüs gerilerek, ayaklar açılarak vücut alanının arttırıldığı, başın yan arkada, başparmak dışarıda olmak üzere ellerin ceplerde tutulduğu konumda; kişi kendine olan aşırı güvenini yansıtmaktadır ve bu pek hoş karşılanmaz. (-Aranızdaki en iyisi benim. Ben her işi hallederim… Müthişim…)
- Konuşurken göz temasından kaçınılması, boş boş ve sabit bir noktaya bakma, ellerle ağzın örtülmeye çalışılması kişinin büyük ihtimalle yalan söylediğinin göstergesidir. ( - Senden kaçıyorum. Gözlerimin yalanımı açığa vurmasından koruyorum ve bu sözlerimin sorumluluğunu üstlenmiyorum. )
- Tokalaşırken de insanlar birtakım özelliklerini gösterirler. Güvenli ve dengeli bir tokalaşmada eller yere dik olacak biçimde tutulmalı, ne halsiz bir şekilde bırakılmalı ( - Ben bir ölü balığım. Hiçbir şey için halim yok ve kimseye fayda sağlayamayacak kadar güçsüzüm. ), ne de çok fazla sıkılmalıdır. ( - Seni ezerim. Çok güçlüyüm. )Ayrıca elin yukarıdan ve avuç içi aşağıya dönük olarak uzatılması üstünlüğün sembolüdür. Karşısındaki kişi tam tersi şekilde elini uzatarak yanıt veriyorsa; bu o kişinin üstünlüğünün kabul edildiğinin göstergesidir.
- Beden dilinin yanı sıra kıyafetlerin, aksesuarların ve genel görünümün de izlenimdeki etkisi büyüktür. Örneğin; bayanlarda saçı sıkı sıkı toplamak ciddiyetin simgesi iken, kısa saç sıradışılığı, çok uzun saç ise özgürlüğü simgeler. Kol düğmeleri, kravat iğneleri ve saat gibi aksesuarlar kişinin yaşam tarzı hakkında büyük ipuçları verebilir. Taşınan çantanın statü belirtileri ise artık klişeleşmiştir (okul çantası, bayan çantası vs.). Kıyafetlerin temizliği, ütüsü, ayakkabının boyalı olup olmaması, parfüm ve makyaj da çeşitli etkiler bırakmaktadır. Kişinin kıyafetlerine gösterdiği özen, doğrudan kendisine verdiği değer olarak algılanmakta ve kişi bu algı doğrultusunda değerlendirilmektedir. Öte yandan tatil günlerinde ve piknik gibi aktivitelerde abartılı bir şıklık ve makyaj; o kişinin amacının aksine olumsuz bir imaj oluşturabilmektedir. Her zaman “Ben buradayım!” diye bağıran parfüm veya traş losyonu kullanmak ise, hem rahatsız edicidir, hem de bir süre sonra dikkat çekiciliğini kaybetmeye mahkumdur.
Beden dili günlük hayatımıza farklı bir bakış açısı kazandırırken, kendimizi daha yakından tanımamıza yardımcı olur.Vermek istediğimiz izlenim için gerçek bir destektir ve onun yardımıyla oluşturduğumuz imaj daha geçerli ve kalıcı olacaktır. Ayrıca iş hayatında bizi daha prestijli bir konuma getirip, elde ettiğimiz imajı sürdürmemize yardımcı olabilir. Yeter ki, kişiler sahip oldukları bu evrensel dile yeterince ilgi göstersin; doğa burada da cömertliğini gösterecektir ve birey karşılığını fazlasıyla alacaktır.
Kaynak: Beden Dili; Prof. Dr. Acar Baltaş, Zuhal Baltaş
5 Aralık 2010 Pazar
Aurayı Korumak…
Hepimiz bir başkası tarafından tüketildiğimizi hissetmişizdir. Birisiyle yüz yüze ya da telefonla konuşursunuz ve konuşma bittiğinde kendinizi yorgun hissedersiniz. Tükenmişsinizdir, enerjiniz bitmiştir, mideniz ağrıyabilir vb. Yaşadığınız, bir enerji tükenmişliğidir.
Bazıları diğerlerinden enerji çekerler ya da emerler. Bu durum, genellikle kişinin bunu algılamamasından kaynaklanır. Çoğunlukla kendi enerjilerini yaratacaklarına, sizin enerjilerinizi çekip kendilerininkinin yerine koymaktadırlar. Konuşma bittiğinde ya da sizden ayrıldıklarında onlar kendilerini daha iyi hissedeceklerdir. Ancak bu onlara sizin enerjinizi alma hakkını vermez, buna izin vermemelisiniz.
Bu onları vampirlikle suçlamanızı ve sizden enerji çektikleri için bir daha onlarla konuşmayacağınızı söylemenizi gerektirmez. Bunu yaparsanız, o kişi "kafayı yediğinizi" düşünecektir. Bu durumda, sorun sizin açınızdan çözümlenmiş sayılır; o kişi bir daha sizi görmek istemeyecektir/Hâlâ birçok insan enerjinin süptil özelliklerine açık değildir; onlarla ilgilenirken bunu hatırdan çıkarmamalısınız.
En kolayı, herhangi bir şey söylemeden sadece durumu düzeltmektir. Bir başkası enerjinizi paylaşmaya kalkarsa bunu kontrol edebilirsiniz. En basit yöntemlerden birisi, enerji akışınızı kapatmaktır. Bedeninizde ve çevrenizdeki aurik alanınızda akan enerji dalgaları vardır. Bunlan kapatarak sadece bedeninizde ve kendi aurik alanınızda dolaşımı sağlayabilirsiniz. Enerjilerinizin auraruzın dışına kaçmasını önleyebilir ve auranızın başkalarının enerjisi tarafından çekilmesini engelleyebilirsiniz.
Tüm yapmanız gereken bir aşağıda çizimde gösterilen pozisyonu almaktır. Ayaklarınızı bileklerinizden çaprazlayın ve başparmaklarınız ile parmaklarınızı birleştirin (isterseniz sadece başparmaklarınızı ve işaret parmaklarınızı kullanabilirsiniz). Bu duruş akınımızı kapatır ve enerjiniz dışarı akmaz.
Sizi rahatsız eden arkadaşınızla bir daha karşılaştığınızda bu işlemi uygulayın. Sadece ellerinizi kucağınıza koyun, parmaklarınızı birleştirin (birbirine değdirin) ve ayak bileklerinizi çaprazlayın. Çok basit bir işlemdir ve kimsenin dikkatini çekmez. Bu işlemi telefonda konuşurken de yapabilirsiniz.
Bunu yaparsanız, etkileşimler açısından arkadaşınız aracılığı ile geri besleme alabilirsiniz. Şöyle eleştiriler alabilirsiniz: "Her zamanki gibi kibar değilsin", "Her zamanki gibi açık değilsin", "Acaba bana kızmış olabilir misin?" vb. Bunun kızgınlıkla bir ilişkisi yoktur. Onlara her zamanki gibi nazik konuşuyor olacaksınız. Yapmadığınız şey ise, onların enerjilerinizi almalarına izin vermektir! Sadece sizi tüketmelerine izin vermiyorsunuz. Sizden eskisi gibi enerji ememedikleri için bir şeylerin yanlış olduğunu düşünürler. Kimsenin sizin izniniz olmadan enerjinizi alma hakkı yoktur.
Aurayı Korumak - Ted ANDREWS - yayınevi:Meta
Dünyada Bir Fark Yaratmanın 8 Yolu
1. Her şeyin – insanlar, mekanlar ve durumlar – söyleyecek bir şeyi vardır. Sözünü kesmeden veya dikkatinizin dağılmasına izin vermeden gerçekten dinlemek diğer insanların ve dünyanın gereksinimlerini öğrenmenin ve anlamanın an basit yoludur.
2. Kalbinize dokunan bir neden için gönüllü olarak zaman ayırın veya paranızı bağışlayın. Yaşlı bir hastaya kitap okuyun veya yardım derneklerine yeni kitaplar alın. Aşevinde çalışın veya bir gıda armağanı gönderin. Büyük veya küçük olması önemli değil, katkınız bir çok insanı pozitif olarak etkileyecektir.
3. Doğayı kucaklayın ve başkaları için dünyayı güzelleştirin. İnsanların ruhlarını yükseltmek için, bahçenizi güzel tutun veya halka açık bir yerde çiçekler ekin ve onlara bakın. Bir parkta birinin ismi adına bir ağaç ekin veya bağışlayın. Vahşi hayvanlara bir armağan olarak, bahçenizi sık çalılıklarla ve doğal böcek ilaçları kullanarak hayvan dostu yapın.
4. Enerjiniz başkalarını etkiler, bir ışık feneri olmayı seçin. Evinize, çevrenize, ülkenize ve son olarak dünyaya iyiliği, mutluluğu ve huzuru yansıtın. Etkiler binlerce kilometre öteden hissedilir.
5. Gülümseyin, dünya da sizinle gülümsesin. Bir yabancının gözleriyle karşılaştığınızda, parlak bir gülümseme gönderin, o anda çok iyi hissetmeseniz bile. Yabancınız şaşırabilir, ama günü (ve sizin gününüz) daha parlak olur.
6. Hayvanlar insanlar kadar keskin şekilde sevgi yoksunluğu hisseder. Pet marketten bir hayvan satın almak yerine, yerel bir hayvan sığınağından bir hayvan edinin. Eğer hayatınızda bir hayvana yer yoksa, hayvanlara gereksinim duydukları sevgiyi vererek bir öğleden sonrasını bir hayvan sığınağında gönüllü olarak geçirin.
7. Başka birinin özsaygısını geliştirmesine yardım edin veya basitçe onlara özen gösterdiğinizi gösterin. Bir iltifat yapın, dostça bir mektup gönderin ya da birine onu düşündüğünüzü söyleyin. Uzun – vadeli tanıdıklar ile teması sürdürmek ve yeni dostluklar geliştirmek için çaba gösterin.
8. Bir rol modeli olun. Başkalarının kendilerini değiştirmelerini istemek yerine, kendi görüşünüzü ve davranışınızı değiştirin. Bir rol modeli bir ilhamın, umudun ve kendine – saygının kaynağı olabilir. Ya da bir rol modelinin sorumluluklarını alın ve rehberliğe gereksinim duyan çocuklara veya bir dosta ihtiyaç duyan bir yetişkine ulaşın.
Friends Everlasting
2. Kalbinize dokunan bir neden için gönüllü olarak zaman ayırın veya paranızı bağışlayın. Yaşlı bir hastaya kitap okuyun veya yardım derneklerine yeni kitaplar alın. Aşevinde çalışın veya bir gıda armağanı gönderin. Büyük veya küçük olması önemli değil, katkınız bir çok insanı pozitif olarak etkileyecektir.
3. Doğayı kucaklayın ve başkaları için dünyayı güzelleştirin. İnsanların ruhlarını yükseltmek için, bahçenizi güzel tutun veya halka açık bir yerde çiçekler ekin ve onlara bakın. Bir parkta birinin ismi adına bir ağaç ekin veya bağışlayın. Vahşi hayvanlara bir armağan olarak, bahçenizi sık çalılıklarla ve doğal böcek ilaçları kullanarak hayvan dostu yapın.
4. Enerjiniz başkalarını etkiler, bir ışık feneri olmayı seçin. Evinize, çevrenize, ülkenize ve son olarak dünyaya iyiliği, mutluluğu ve huzuru yansıtın. Etkiler binlerce kilometre öteden hissedilir.
5. Gülümseyin, dünya da sizinle gülümsesin. Bir yabancının gözleriyle karşılaştığınızda, parlak bir gülümseme gönderin, o anda çok iyi hissetmeseniz bile. Yabancınız şaşırabilir, ama günü (ve sizin gününüz) daha parlak olur.
6. Hayvanlar insanlar kadar keskin şekilde sevgi yoksunluğu hisseder. Pet marketten bir hayvan satın almak yerine, yerel bir hayvan sığınağından bir hayvan edinin. Eğer hayatınızda bir hayvana yer yoksa, hayvanlara gereksinim duydukları sevgiyi vererek bir öğleden sonrasını bir hayvan sığınağında gönüllü olarak geçirin.
7. Başka birinin özsaygısını geliştirmesine yardım edin veya basitçe onlara özen gösterdiğinizi gösterin. Bir iltifat yapın, dostça bir mektup gönderin ya da birine onu düşündüğünüzü söyleyin. Uzun – vadeli tanıdıklar ile teması sürdürmek ve yeni dostluklar geliştirmek için çaba gösterin.
8. Bir rol modeli olun. Başkalarının kendilerini değiştirmelerini istemek yerine, kendi görüşünüzü ve davranışınızı değiştirin. Bir rol modeli bir ilhamın, umudun ve kendine – saygının kaynağı olabilir. Ya da bir rol modelinin sorumluluklarını alın ve rehberliğe gereksinim duyan çocuklara veya bir dosta ihtiyaç duyan bir yetişkine ulaşın.
Friends Everlasting
“Melek Ilaci"
Doreen Virtue'nün “Melek Ilaci Kitabi”ndan
Kalabalık yerler gibi düşük enerjili bir yerde/durumda olacağınız zaman veya hasta ya da kızgın insanların etrafında olduğunuz zaman kendinizi korumanız önemlidir. Kendinizi korumak için, kendinizin seçtiğiniz renkte bir ışıkla tamamen çevrelendiğinizi imgeleyin, düşünün veya görün.
Ayrıca başkalarını veya araçlar veya evler gibi nesneleri de ışık ile koruyabilirsiniz. Koruyucu kalkanlar yırtılır, bu nedenle bunu yaklaşık her 12 saatte bir yeniden uygulamaya ihtiyacınız olur.
Beyaz Işık : Suç veya fiziksel saldırıya karşı korunma için iyidir. Etrafınıza ilave melekleri davet eder.
Pembe Işık : Pembe ışık kalkanı negatifliğe karşı korur. Negatif – zihinli, şikayetçi veya dedikoducu insanların yanında olduğunuzda yardımcıdır, pembe ışık kalkanından sadece sevgi nüfuz edebilir.
Yeşil Işık : Fiziksel şifa kalkanı. Yaralanmış veya hasta olanlar için yeşil ışık kalkanı kullanın.
Mor Işık : Psişik korunma. Psişik saldırı ve varlıklara karşı koruma sağlar.
Ayna (yansıtıcı) küre : Saldırıya açık hissettiğinizde veya çakralarınız açık ve berrak olduğunda ve yabancı kalabalıklar veya yoğun bir iş toplantısı gibi kaba/sert enerjiye gireceğiniz zaman, kendinizi ayna şeklinde bir kürenin içine girerken görün veya hissedin. Tüm negatif enerji küreden geri yansır.
Kurşun kalkan : Bir mücadele/kavga başlayacağı tahmin edildiğinde veya kendinizi ekstra saldırıya açık/hassas hissetiğinizde negatifliğe karşı koruma sağlar. Kendinizin hiçbir şeyin nüfuz edemeyeceği hafif kurşun metalle tamamen çevrelendiğinizi görün veya hissedin.
Kalabalık yerler gibi düşük enerjili bir yerde/durumda olacağınız zaman veya hasta ya da kızgın insanların etrafında olduğunuz zaman kendinizi korumanız önemlidir. Kendinizi korumak için, kendinizin seçtiğiniz renkte bir ışıkla tamamen çevrelendiğinizi imgeleyin, düşünün veya görün.
Ayrıca başkalarını veya araçlar veya evler gibi nesneleri de ışık ile koruyabilirsiniz. Koruyucu kalkanlar yırtılır, bu nedenle bunu yaklaşık her 12 saatte bir yeniden uygulamaya ihtiyacınız olur.
Beyaz Işık : Suç veya fiziksel saldırıya karşı korunma için iyidir. Etrafınıza ilave melekleri davet eder.
Pembe Işık : Pembe ışık kalkanı negatifliğe karşı korur. Negatif – zihinli, şikayetçi veya dedikoducu insanların yanında olduğunuzda yardımcıdır, pembe ışık kalkanından sadece sevgi nüfuz edebilir.
Yeşil Işık : Fiziksel şifa kalkanı. Yaralanmış veya hasta olanlar için yeşil ışık kalkanı kullanın.
Mor Işık : Psişik korunma. Psişik saldırı ve varlıklara karşı koruma sağlar.
Ayna (yansıtıcı) küre : Saldırıya açık hissettiğinizde veya çakralarınız açık ve berrak olduğunda ve yabancı kalabalıklar veya yoğun bir iş toplantısı gibi kaba/sert enerjiye gireceğiniz zaman, kendinizi ayna şeklinde bir kürenin içine girerken görün veya hissedin. Tüm negatif enerji küreden geri yansır.
Kurşun kalkan : Bir mücadele/kavga başlayacağı tahmin edildiğinde veya kendinizi ekstra saldırıya açık/hassas hissetiğinizde negatifliğe karşı koruma sağlar. Kendinizin hiçbir şeyin nüfuz edemeyeceği hafif kurşun metalle tamamen çevrelendiğinizi görün veya hissedin.
2 Aralık 2010 Perşembe
İyi İletişim Kurabilmenin Püf Noktaları
-Güler yüzle karşılayın
-İçten ve samimi bir ilgiyle dinleyin
-Kendinizi karşınızdakinin yerine koyun
-Karşınızdaki insanı konuşması, gülümsemesi, belirli ifadeleri tekrarlaması için cesaretlendirin.
-Onu dinlediğinizi ve izlediğinizi belli edin.
-Destekleyici konuşmalar yapın:
-Karşınızdakinin yüz ifadesini, mimiklerini ve beden dilini dikkatle izleyin ve anlamaya çalışın.
-Karşınızdaki kişiyle onun anlayabileceği bir dilden konuşun.
-Önce muhatabınızın konuşmasına izin verin.
-Tek sözcükle cevaplanabilecek sorular sormayın. Açık uçlu soruları tercih edin.
-Görüştüğünüz kişinin ilgisini çekebilecek türde sorular sorun.
-Gerektiğinde sessiz kalmayı bilin.
-Uzlaşma içinde olun.
-Muhatabınızın kendine olan inancını güçlendirin.
-Yargılayıcı olmayın.
-Mümkün olduğunca dakik olun.
İletişim Ne Zaman Yanlış Gitmeye Başlar?
Acelemiz olduğu zaman,
Rahatsız edildiğimiz zaman,
Yanlış anlaşılmalarda,
Birden fazla kişi ile aynı anda görüşüldüğü zaman,
Biz ya da karşımızdaki sinirli olduğumuz zaman.
-İçten ve samimi bir ilgiyle dinleyin
-Kendinizi karşınızdakinin yerine koyun
-Karşınızdaki insanı konuşması, gülümsemesi, belirli ifadeleri tekrarlaması için cesaretlendirin.
-Onu dinlediğinizi ve izlediğinizi belli edin.
-Destekleyici konuşmalar yapın:
-Karşınızdakinin yüz ifadesini, mimiklerini ve beden dilini dikkatle izleyin ve anlamaya çalışın.
-Karşınızdaki kişiyle onun anlayabileceği bir dilden konuşun.
-Önce muhatabınızın konuşmasına izin verin.
-Tek sözcükle cevaplanabilecek sorular sormayın. Açık uçlu soruları tercih edin.
-Görüştüğünüz kişinin ilgisini çekebilecek türde sorular sorun.
-Gerektiğinde sessiz kalmayı bilin.
-Uzlaşma içinde olun.
-Muhatabınızın kendine olan inancını güçlendirin.
-Yargılayıcı olmayın.
-Mümkün olduğunca dakik olun.
İletişim Ne Zaman Yanlış Gitmeye Başlar?
Acelemiz olduğu zaman,
Rahatsız edildiğimiz zaman,
Yanlış anlaşılmalarda,
Birden fazla kişi ile aynı anda görüşüldüğü zaman,
Biz ya da karşımızdaki sinirli olduğumuz zaman.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)