22 Ocak 2011 Cumartesi

Aborjinlerin Duası

"Her şey yeterli olsun!                                                                                                              
Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum.                 
Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum.                                
Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.                                                    Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.                                                   Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum. İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.                                                     Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.                                        Son "elveda"yi atlatmana yetecek kadar "merhaba" diliyorum."

21 Ocak 2011 Cuma

Yıllar sonra öğrendim ki...



Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. 
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki... Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika.

Öğrendim ki... Hayatında nelere sahip olduğun değil kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün, ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki... Kendini en iyilerle kıyaslamak değil, kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki... İnsanların başına ne geldiği değil, o durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki... Olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor.

Öğrendim ki... Karşılık vermek, düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek, hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki... 'Bittim' dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki... Kahraman dediğimiz insanlar bir şey yapılması gerektiğinde, yapılması gerekeni şartlar ne olursa olsun yapanlardır.

Öğrendim ki... Affetmeyi ögrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki... Bazı insanlar sizi çok seviyor ama, bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz, bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki... Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki... İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki... Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar daha uzun yol yürüyor.

Öğrendim ki... Hiç tanımadığın insanlar, iki saat icinde, senin hayatını değiştirebilir.

Öğrendim ki.....Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki... Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki... Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları da affetmek gerekir.

Öğrendim ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki... Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki... Para ucuz başarıdır.

Öğrendim ki... Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır...

ATAOL BEHRAMOĞLU

19 Ocak 2011 Çarşamba

Sana kim ki bu 6 duyguyu birden yaşatıyorsa...

Ayşe Arman'ın 19 ocak 2011 tarihli yazısı
“6 duygu var ki hayatta, onları kullanarak her şeyi yapabilirsin!” diyor Tanyer Sönmezer.


ODTÜ mezunu, 9 sene Michelin’de genel müdürlükten sonra, headhunter’lık yapıyor, şimdi deManagment Centre Türkiye’nin yönetici ortağı...
O bir “danışman”.
İki kitabı ve ilginç fikirleri var.
Ve her konuda bilgisi...
*
“Hayatta 6 duygu var ki, onları kullanarak her şeyi yapabilirsin!” diyor
Tabii çatlıyorum meraktan.
“Nedir onlar?” diye soruyorum.
“Aşk, neşe, merak, öfke, korku, hüzün.”
“Peki ben bu duygularla ne yapabilirim mesela?”
“Bir sürü şey. Ürün satabilirsin mesela...”
“Aaaa! Nasıl olacak o?” diyorum, “İnsanları korkutarak ne satabilirsin ki?”
“Sigorta! Çocuk araba koltuğu! Prezervatif! Organik yiyecekler!”

Duruyorum, düşünüyorum, hak veriyorum.
“Hüznü kullanarak peki?”
“Sana bir Yeni Rakı reklamı izleteyim”
 diyor, “Hemen bir tek atmak istersin oracıkta,o kadar hüzün veriyor...”
“Öfke?”
“GS şampiyon olduğu zaman Fenerium’larda satış artıyor. Ya da tersi. Rakip takımaöfke bile işe yarıyor!”
“Vay canına!”
Şaşırdığımı görünce, “Zaten bu 6 duyguyu birden yaşattığı için ne olursa olsun kimseFenerbahçe’yi bırakamıyor” diyor. “Sürekli bir şeyler oluyor. Sürekli bir merak var: Aziz Yıldırımgidecek mi, kalacak mı? Aykut Kocaman gidecek mi, kalacak mı? Guiza gidecek mi, kalacak mı? Ayrıca eğlenceli de Fenerli olmak, üstelik acı da veriyor. En azından ölü balık gibi değilsin, yaşadığını hissediyorsun!”
Tanıdığım bütün Fenerli erkekler gibi tutkulu, bıraksam sabaha kadar Fener anlatacak, konuyudeğiştiriyorum.
“Neşe?” diyorum.
“İçkiler mesela. Ya neşeden içeriz ya hüzünden...”
“Aşk?”
“Ooooo, aşk hemen hemen en çok sattıran duygu! Erkekler arabalarına aşkla bağlıdırlar, aşkla alırlar. Bugün i-pad’ini, i-phone’nu kullanan biri, bu aletlereihtiyaçtan çok onlara aşk duyuyor. Büyük markaların hepsinde bu var. Hangimarka, hangi lider size bu 6 duyguyu birden yaşatıyorsa, vazgeçilmez oluyor...”
*
Birden fark ediyorum ki, biz bu ülkede, bize 6 duyguyu birden yaşatan siyasi liderlerden mahrumuz!
Maşallah öfke, nefret, korku had safhada da...
Neşe, eğlence, merak neredeyse sıfır. Kaşlar çatık, herkes birbirine bağırıyor...
Ben en son Başbakan’ı ne zaman gülerken gördüğümü hatırlamıyorum bile.
Sürekli azarlayan başöğretmen gibi... Ne fena değil mi?
ÇOCUKLARIMIZA MUTLAKA ÖĞRETMEMİZ GEREKİYOR:
İletişim, etkileme, ikna
YİNE aynı insanlayız...
Tanyer Sönmezer.
O bir kalem manyağı. Meraklısı olduğu Caran d’Ache marka kalemi kaybolunca kafayı takıyor,mutlaka aynısından bir tane daha alması lazım. Tesadüf bu ya, o gün bir müşterisiyle Mısır Çarşısı’nda Pandelli’de yemek yiyecek. Vitrinde aradığı kalemini görünce, civardaki kırtasiyelerden birine dalıyor, soruyor: “Ne kadar?”
Cevap: “44 lira”
Parayı ödeyip çıkıyor ve yandaki kırtasiyecinin vitrininde ayın kalemi görüyor, üzerindeki fiyat25 lira.
İki adımlık yerde bu kadar kazık yemek kanına dokunuyor. Hemen geri dönüyor, kalemi iade ediyor, parasını istiyor.
*
Öbür dükkânda, “Siyah Caran d’Ache lütfen” diyor.
Hemen veriyorlar.
“Kırmızı uç var mı?” diyor.
Satıcı son derece kibar, “Tabii var” diyor, halbuki bir önceki dükkânda artık üretilmediğinisöylemişler. “10’lu paket var ama buraya kadar gelmişken, isterseniz bir tane daha yedek takdim edeyim...”
Müthiş bir iletişim, etkileme muazzam, ikna süper...
“Tamam” diyor Tanyer.
O anda aklına bir başka kalem düşüveriyor, “Lamy’in dörtlü uçlusu var mı?”
“Var” diyor satıcı “Ama Parker’in yeni bir modeli çıktı, hem fiyatı aynı, hem daha kullanışlı, hem de daha şık...”
“Peki” diyor Tanyer.
Satıcı birden, “Buradan nereye gideceksiniz beyefendi?” diye soruyor, “Pandelli’ye birmüşterimle yemeğe” diyor. “O zaman size bir defter lazım, mutlaka not alacaksınızdır, Moleskine’in yeni bir modelini getirttik, bu boyunu piyasada pek bulamazsınız!” Kalemmanyakları genelde defter manyağı da olur aynı zamanda! Tanyer çok beğeniyor. 25 liralıkalışveriş için girdiği dükkânda, satıcının iletişim, etkileme ve ikna yetenekleri sayesinde 290lira harcayıp çıkıyor.
Bitmedi!
Yemekte arkadaşına anlatıyor.
Arkadaşı demesin mi? “Ben de Mont Blanc’ımı kaybettim, yemekten sonra gidelim belkivardır...”
Üstüne o da 400 liralık Mont Blanc satın alıyor...
Ve Tanyer Sönmezer karar veriyor, oğlunu bu yaz staja oraya yollayacak. Çünkü Yeni Zaman Kırtasiye güzel bir yer, çünkü satıcı Şenol Tuncer müthiş biri...
BİR ŞEYİ İYİ YAPMANIN SIRRI:
10 BİN SAAT
TANYER Sönmezer: “Oğluma olmak istediği şeyin hayalini kurdurtmaya çalışıyorum. 40 yaşında olmak istediğin adamı anlatsana...” diyorum.
“Bir sürü güzel bir şey anlattı geçen gün. Sana iki haberim var dedim, biri iyi, biri kötü...”
“İyiden başla baba” dedi.
“Bu istediklerini gerçekleştirebilirsin, o istediğin adam olabilirsin...”
“Kötü haber ne dedi?”
“Kötü haber: Şu anda yaptıklarınla oraya ulaşamazsın, çünkü gereğini yapmıyorsun!”
“Peki oğlunuzun ne yapması gerekiyor?” diyorum.
“İşte orada Malcom Gladwell devreye giriyor” diyor Sönmezer. “Ona göre bir işte başarılı olabilmek için en az 10 bin saat yapmak gerekiyor. Aynı yaşta çocuklar diyelim ki bir sporabaşlıyorlar. 10 bin saat o sporu yapanlar 18 yaşında yıldız oluyor, 8 bin saat yapanlar ortalamanın biraz üzeri, 6 binler vasat, 4 binler hobi için yapıyor. Oğlumu da istediği şeyinüzerine daha fazla odaklanmasını söyledim...”
FUTBOLDA BAŞARISIZLIĞIN SEBEBİ
2004 yılında Avrupa 19 yaş altı milli takımlar finalinde, iki takım final oynadı. Türkiye veİspanya. İspanya, kıl payı uzatmalarda atabildiği gollerle kazanabildi. Şimdi bu gerçeğin üzerine duruma bir bakalım, İspanya A Milli Takımı’nda o gençlerden bugün kaç tanesi oynuyor? 7.Tam 7. Peki bizim milli takımımızda? Sıfır! Türkiye’deki futbol endüstrisinden kimse oçocuklara yatırım yapmadı, yapmıyor. Bunların hiçbiri oynatılmıyor. Oynatılmadıkları ve 10 binsaati dolduramadıkları için de yetenekleri sınırlı kalıyor. Oysa ustalaşmak için kilometreyapmak gerekiyor...

14 Ocak 2011 Cuma

Be hey Dürzü...

Hayat çetele tutmak değildir...

Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı,kiminle çıktığın,çıkıyor olduğun
veya çıkacağın demek de değildir.
Kimi öptüğün,hangi sporu yaptığın,
kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat, ayakkabıların,saçın,derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat; notlar,para,giysiler,
girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.

Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven ,mutluluk,şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.

Hayat;
Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı,başkalarının hayatını olumlu yönde
etkilemek için kullanmayı seçmektir.

İşte hayat bu seçimden ibarettir.

İnsanların en acizi dost edinemeyen,
ondan daha acizi ise dost kaybedendir.


Charles Eguone

7 Ocak 2011 Cuma

Kahve Tadında Yaşam..


Bir zamanlar,
her şeyden sürekli şikâyet eden;
her gün hayatının
ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı.
Hayat, ona göre, çok kötüydü
ve sürekli savaşmaktan,
mücadele etmekten yorulmuştu.
Bir problemi çözer çözmez,
bir yenisi çıkıyordu karşısına.
Genç kızın bu yakınmaları karşısında
mesleği ahçılık olan babası
ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.

Bir gün onu mutfağa götürdü.
Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu
ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca,
bir cezveye bir patates,
diğerine bir yumurta,
sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu.
Daha sonra kızına tek kelime etmeden,
beklemeye başladı.
Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor
ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu.
Ama o kadar sabırsızdı ki,
sızlanmaya ve
daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.
Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi.
Yirmi dakika sonra, adam,
cezvelerin altındaki ateşi kapattı.
Birinci cezveden patatesi çıkardı
ve bir tabağa koydu.
İkincisinden yumurtayı çıkardı,
onu da bir tabağa koydu.
Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.

Kızına dönerek sordu:
-Ne görüyorsun ?
- Patates, yumurta ve kahve ?
diye alaylı bir cevap verdi kızı.
Daha yakından bak bir de dedi baba,
patatese dokun.
Kız denileni yaptı ve
patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
Aynı şekilde,
yumurtayı da inceledi.
Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda,
kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söylenileni yapan kızın yüzüne,
kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı.
Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:
- Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?

Babası; patatesin de,
yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını,
yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı.
Ama her biri bu sıkıntı karşısında
farklı farklı tepkiler vermişlerdi.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken,
kaynar suyun içine girince yumuşamış
ve güçten düşmüştü.
Yumurta ise çok kırılgandı;
dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu.
Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş katılaşmıştı.
Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı.
Kaynar suyun içinde kalınca,
kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi
ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.
- Sen hangisisin?
diye sordu kızına.
Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?
Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin?
Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın ?
Yoksa, kahve çekirdekleri gibi,
başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına
ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin ?

5 Ocak 2011 Çarşamba

Niyet etmek ve olumlama yapmanın farkı nedir?



Olumlama yapmak herkesin artık bildiği bir teknik ve bir çok kişi olumlamalarla bilinçaltını yeniden programlama üzerinde çalışıyor. Ama olumlama kadar hatta doğru yapılırsa ondan daha güçlü sonuçlar verebilecek bir teknikte niyet etmektir. Niyet etmek, bir şeye kesin karar verdiğinizi ve bunu yapmak istediğinizi evrene deklare etmektir. Niyet ederken bazı kurallara dikkat etmelisiniz. Doğru şekilde edilmiş niyet çok güçlü sonuçlar verir.

Olumlama ile niyetin farkı nedir?

Olumlama her hangi bir konuda bilinçaltımızı programlamak için kullandığımız bir yapıdır. Bir olumlamayı defalarca tekrar ederek, bilinçaltımızdaki, üzerinde çalıştığımız inancı değiştirmeye ve bunun yerine yeni bir inanç ekleyemeye çalışırız. Çekim yasası gereği, benzer enerjiler birbirini çekeceğinden,bilinçaltımızdaki mevcut kaydın, yani inancın kendisine uygun şeyleri çekmesini bekleriz. Eğer ben her gün ” Kolay ve hızlı para kazanıyorum” olumlamasını yapıyorsam amacım bilinçaltımdaki, para zor kazanılır inancını değiştirmektir. Yeni inancı bilinçaltıma kabul ettirerek, parayı hayatıma kolay ve hızlı çekmeye çalışmaktayımdır.

Niyet çalışmasında ise, bilinçaltının konu ile direk ilgisi yoktur. Bilinç düzeyinde evrene bir mesaj gönderirim ve ne istediğimi açıkça bildiririm. Niyeti bir kere etmek bile yeterli olabilir ama önemli olan gerçekten hissederek ve kalpten yapılmasıdır.Yani defalarca tekrar koşulu yoktur, anahtar kavram bir kere ama kalpten yapılan niyettir.

Olumlamalarda kısa, bilinçaltının anlayacağı şekilde net düzenlenmiş, bir konuda olan ve şimdiki zamanı içeren cümleler kurmak zorundayız. Aksi halde bilinçaltı olumlamanızı anlayamayacak ve sonuç alamayacaksınız demektir. Niyette ise bunlara gerek yoktur, süreç bilinç düzeyindedir ve niyetiniz uzun, bir kaç konuda, farklı zamanları içeren bir niyet olabilir. Ama niyet ederken dikkat etmeniz gereken başka konular vardır. Niyetiniz kesin olmalıdır yani ne istediğinizi tam olarak bilmelisiniz, koşullara bağlı olmamalıdır, niyette alma- verme dengesi gözetilmelidir ve neyi kabul ettiğiniz çok açık olmalıdır. Aksi halde zayıf bir niyet olacaktır ve sonuç almak zor olacaktır.

Olumlamayı sadece kendiniz için yapabilirsiniz, çünkü değiştirmeye çalıştığınız kendi bilinçaltınızdır, niyeti ise zarar vermemek ve bencilce isteklerde bulunmamak şartıyla herkes için yapabilirsiniz.

Niyette kullanacağınız kalıplar, niyeti söylerken hissettiğiniz kararlılık duygusu, pozitif enerji, kalbinizin sevinçle dolması ve inanç faktörü çok etkilidir. Olumlamada ise bunların önemi yoktur. Siz inanmasanız bile, olumlama sonuç verir, önemli olan sürekli tekrarlarla bilinçaltını ikna etmektir.


Aşağıda size bazı niyet örnekleri verecegim. Aşağıdaki niyetlerden beğendiklerinizi kullanabilir yada siz de kendinize yeni niyetler belirleyebilirsiniz. Niyetlerinizi yüksek sesle okuyun ve okurken, gerçek olacaklarını hissetmeye çalışın. İnanç ve pozitif duygu çok önemlidir, bunu hissedebilirseniz bir sefer niyet etmek bile yeterli olacaktır.


NİYET ÖRNEKLERİ

SEVGİ İÇİN

“Hayatımı şu andan itibaren sevgi ve güzellik enerjisi ile dolduruyorum. Kendimi sevmeye, başkalarını sevmeye ve evreni sevmeye karar veriyorum. Evrenden bana gelen sevgi enerjisini mutlulukla kabul ediyorum ve sevgi içinde bir hayat sürmeye niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”( Ben sonuna bunun için teşekkür ediyorum ve Allah’a şükrediyorum diye ekliyorum. İsteyenler her niyetin sonuna bunu ekleyebilirler. Bu kişisel inançla ilgili olduğu için kalıba yazmadım.)


REFAH İÇİN
\
“Refah, bolluk ve bereket içinde yaşamayı seçiyorum. Paramı huzurla edinmeyi ve huzurla harcamayı kabul ediyorum. Zengin bir yaşam sürerek, başkalarını da zenginleştirmeye niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
*Not: Dikkat edin, burada zenginleşip, başkalarını da zenginleştirmeye niyet ediyorum cümlesinde kabul ettiğim şeyi açıkca yazdım. Zenginleştikçe kabul ettiğim bu kuralı da uygulamak zorundayım. Aksi halde niyetim geçerliliğini kaybeder. Bu benim kişisel niyetim olduğu için yazdım ama sizin için uygulamak zor olacaksa, aşağıda parayla ilgili verdiğim diğer niyeti yapın. Niyetinizde söz verdiğiniz kurallara uymak zorundasınız bunu unutmayın.


“Bolluk ve bereket içinde yaşamayı seçiyorum. Evrenden bana gelen zenginliği sevgiyle kabul ediyorum. kabul ettiğim bu zenginlik için evrene sevgilerimi gönderiyorum. Refah içinde yaşamaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
*Not: Bu niyette de evrene sevgi göndermeyi kabul ediyorum. Alma ve verme dengesi gereği, sizde ne vereceğinizi belirtmelisiniz. Bu niyeti yapanlar sevgi meditasyonu yapmak, başka canlıları sevmek, sevgi enerjisini daha fazla üretmek zorundadırlar. Bunu yapamazsanız yapabileceğiniz bir şeyi siz koyun ama bu fakirlere yardım edeceğim gibi bir şey olmasın Yapabileceğiniz bu benim yukarıda verdiğim niyeti yapın daha iyi. Aşağıdaki tüm niyetlerin hepsinde kabuller vardır, lütfen bunlara dikkat edin, tek tek yazmayacağım ama neyi kabul ettiğinizi bilin, eğer kabul etmiyorsanız, siz kendinize göre yeni bir niyet hazırlayın, bunları kullanmayın.


EVLİLİK İÇİN

“Mutlu bir evlilik yapmayı, eşimle uyum ve denge içinde yaşamayı seçiyorum. Eşimi mutlu ettiğim gibi, kendimi ve sevdiklerimi de mutlu etmeyi kabul ediyorum. Bütün kalbimle ve beynimle evet diyeceğim, evleneceğim kişinin hayatıma girmesi için şimdi güçlü bir şekilde niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”


” Eşimle evliliğimizin mutlu ve uyumlu olmasını seçiyorum. Eşimi sevmeyi ve onu desteklemeyi kabul ediyorum. Eşimin bana sevgi,saygı ve anlayış göstemesini tüm kalbimle istiyorum ve bu isteğimi elde etmeye kesin olarak niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

SAĞLIK İÇİN

“Her geçen gün daha da iyi olmayı ve sağlığımın mükemmel olmasını seçiyorum. Sağlığımı korumayı ve sağlıklı olmanın tadını çıkartmayı kabul ediyorum. Tam olarak sağlığıma kavuşmaya bütün benliğimle ve yüreğimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum”


ZİHİNSEL HUZURSUZLUK VE KARMAŞA İÇİN

” Zihinsel olarak sağlıklı,huzurlu ve dengede olmayı seçiyorum. Güzel şeyler düşünmeyi ve hissetmeyi kabul ediyorum. Zihnimin olumlu düşünceler üretmesine, huzur içinde dengede olmasına ve kendimle barışık olmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

BAŞARI

” İşlerimi Başarılı bir şekilde yapmayı ve Başarımın başkaları tarafından da takdir edilmesini seçiyorum. İnsanlara başarmaları için destek vermeyi ve katkı sağlamayı kabul ediyorum. İşlerimi yaparken Başarılı olmaya ve her zaman en iyisini yapabilmeye tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

İŞE GİRME

” Yeteneklerime en uygun, Başarılı olacağım ve parasal kazancımdan memnun olacağım bir işe girmeyi seçiyorum. İşimde en verimli şekilde çalışmayı ve iş yerime faydalı olmayı kabul ediyorum. En kısa zamanda Başarılı olacağım ve refahımı yükseltecek bir işe girmeye tüm kalbimle niyet ediyorum. İşim şu an hazırlanıyor ve niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başlıyor.Bunun için tüm kalbimle teşekkür ediyorum”

DEPRESYON

” Mutlu olmayı, kendimi sevmeyi ve hayattan tat almayı seçiyorum. Mutluluğumu çevremedeki insanlarla paylaşmayı ve sevgimle onları desteklemeyi kabul ediyorum. Kendimi canlı, yaşam dolu, keyifli ve istekli hissetmeye hemen şimdi burada bütüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetimin gerçekleşmeye başladığını biliyorum ve içimde hissediyorum. Bunun için tüm kalbimle teşekkür ediyorum”

NEGATİF ENERJİLERDEN KURTULMA

” Tamamen pozitif enerjilerle çevrelenmeyi ve bana zarar veren bütün negatif enerjileri hayatımdan uzaklaştırmayı seçiyorum. Kendimi olumlu enerjilere açmayı ve güzel enerjiler üretmeyi kabul ediyorum. Bana zarar veren tüm olumsuz enerjileri şimdi kendimden uzaklaştırmaya ve bu enerjilerden korunabileceğim çok güçlü bir enerji kalkanına sahip olmaya hemen şimdi bütün kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”

OLUMLU DEĞİŞİM İÇİN

” Hayatımın tamamen olumlu bir şekilde değişmesini ve bu değişime kolaylıkla uyum sağlayabilmeyi seçiyorum. Bu değişimin benim, ailemin ve bütünün hayrına olmasını kabul ediyorum. Hayatımın iyi ve güzel bir şekilde hızlı olarak değişmesine bütün kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”




B.Özcan Demir