
- Benim başımın üstündeki haritayı görüyor musun?
- Evet, Paşam.
- O haritada Türkiye'nin üstüne abanmış bir blok var onu da görüyormusun?
- Evet, Görüyorum Paşa Hazretleri.
- Hah, işte İŞTE O AĞIRLIK BENİM OMUZLARIMIN ÜZERİNDEDİR.
29 Ekim 1933, Onuncu yıl. Kordiplomatik bir yemek sonrasında Atatürk geceye devam etmek istemektedir. Diğer arkadaşlarının yanına Ziraat Bankası'nda verilen baloya katılmaya karar verir.
Baloda insanların arasına girer. Ortaya koydurttuğu bir masaya oturup gönüllüler arasından rastgele seçtiklerinin sorularını cevaplar. Doktor olduğunu belirten bir genç ilk önce bürokrasiden dem vurur. Atatürk cevaplar. İkinci sorusunu görgü tanıkları hatırlamıyorlar. ama üçüncü soru gayet net: "Gazi Paşam, Saltanat'ı kaldırdık, Hilafet'i kaldırdık, Cumhuriyet'i ilan ettik.. Bunlar kurulana kadar milletin idealidir. fakat kurulduktan sonra düzen işler, onun iyi işlemesi kötü işlemesi ideal değildir." diye başlar, ilerleyen konuşmasının son bölümünde der ki:"Ama bir de milletin babadan oğula sıçrayan uzun vadeli idealleri vardır. Siz bize böyle bir ideal aşılamadınız. Yahut ben bunu bilmiyorum. Bunu bize açıklar mısınız? Paşa Hazretleri."
Atatürk soruyu aldıktan sonra başarılı bir manevrayla o ortamdan sıyrılır. Genç doktoru da yanına alarak içeriye geçer ve:
- Benim başımın üstündeki haritayı görüyor musun?
- Evet, Paşam.
- O haritada Türkiye'nin üstüne abanmış bir blok var onu da görüyormusun?
- Evet, Görüyorum Paşa Hazretleri.
- Hah, işte İŞTE O AĞIRLIK BENİM OMUZLARIMIN ÜZERİNDEDİR.
Atatürk devam eder: " Omuzlarımın üstünde olduğu için ben konuşmam. Düşün bir kere Osmanlı İmparatorluğuna ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna ne oldu? Dünya üzerinde Almanya'dan bugüne ne kaldı? Demek hiçbir şey sürgit değildir. Bugün ölümsüz gibi görünen güçlerden ilerde belki pek az şey kalacaktır. Devlet ve milletler bu idrakin içinde olmalıdırlar. Bugün Sovyet Rusya dostumuzdur,komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını hiç kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu, tıpkı Avusturya Macaristam İmparatorluğu gibi parçalanabilir. Bugün ellerinden sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşır. O zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dil bir, inanç bir, öz bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
Hazır olmak yalnız susup beklemek değildir, hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini buna hazır tutarak! Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür. Bugün biz bu kitlelerden dil bakımından, gelenek, görenek ve tarih bakımından ayrılmış çok uzağa düşmüşüz. Bizim bulunduğumuz yer mi doğru onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli...Tarih bağı kurmamız lazım, folklor bağı kurmamız lazım.. Bunları kim yapacak ? Elbette biz! Nasıl yapacağız? İşte görüyorsunuz dil encümenleri, tarih encümenleri kuruluyor... Dilimizi onun diline yaklaştırmaya ve böylece birbirimizi daha kolay anlar hale gelmeye çalışıyoruz...Tarihimizi ona yaklaştırmaya çalışıyoruz, ortak bir mazi yaratmak peşindeyiz. Bunlar açıktan yapılmaz, adı konularak yapılmaz, bunlar devletin ve milletin derin düşünceleridir...
Bu yaptıklarımız hiçbir millete düşmanlık değildir. Barıştan yanayız. Barıştan yana kalacağız. Ama değişen dünyada yarının muhtemel dengeleri için hazır olacağız...
Atatürk'ün Sofrası - İsmet Bozdağ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder